29 Haziran 2020 Pazartesi

Bacak Botoksunu duydunuz mu?
Hillary Clinton ile popüler olan bacak botoksu ile daha ince ve estetik bacaklara sahip olabilirsiniz.

Ünlülerin Doktoru Medikal Estetik Hekim Dr. Alp Mamak, Hay Sağlık Merkezi’nde uyguladığı, ağrısız, ameliyatsız ve sızısız bacakları birkaç santim inceltmenin yeni yöntemini anlatıyor…

Özellikle kas kalınlığına bağlı sebeplerde kası dondurarak inceltme sağlayan botoks, bacak bölgesinde de kullanılıyor. Ağrısız geçen seanslar 15 dakika sürüyor ve 3 seans sonrasında etki daha belirgin hale geliyor. Bacak botoksu yaptırdıktan sonra sık egzersiz yapmak, step ve merdiven çıkma benzeri hareketlerle baldırın tekrar kalınlaşması söz konusu olması nedeniyle önerilmiyor.

İdeal Bacak Nasıl Olmalı?

İdeal bacak, ters dönmüş bir 8 rakamına benzer; alt bacağın alt bölümü (ayak bileği) üst bölümünden (baldır) belirgin şekilde ince olmalıdır. Orta bölüm diye adlandırılan diz bölgesi ise üst baldırdan belirgin bir şekilde ince olmalıdır.

Bu görüntü her kadında ideal haliyle bulunmayabilir. Estetik işlemlerle kusursuz bacaklara sahip olmak mümkün. Yakın zaman kadar ince bölgelerin kalınlaştırılması için protez düşünülürken, kalın bölgelerin inceltilmesi için yağ aldırma ve mezoterapi uygulanıyordu. Bu alan yapılan araştırmalarda yağ dokudan farklı olarak, kas kalınlığı ve aşırı egzersizden ötürü de kalınlaşma olabileceği fark edildi. Son yıllarda inceltme işlemlerinde, yağ azaltıcı işlemlerden sonuç alınamayacağı anlaşıldı ve botoks uygulamaları sıkça tercih edilmeye başlandı.

Bacak botoksunun seans ücreti ise, bacağın kalınlığı ve kas kitlesine göre değişkenlik gösteriyor.

Saç dökülmesine karşı 3 yöntem
Mevsim geçişleri, çağımızın önemli problemi olan stres ve dengesiz beslenme ile bazı hatalı alışkanlıklarımız saçlarımızın tel tel dökülmesine en sık yol açan etkenler. Güzel haber ise altta önemli bir sağlık problemi yatmıyorsa, ışıl ışıl ve gür saçlara yeniden kavuşmamız mümkün. Üstelik bizi zorlamayacak yöntemlerle!

Yıkarken, tararken ya da kendiliğinden, dinlenme fazındaki 50-100 adet saçın bir günde dökülmesi olağan kabul ediliyor. Ancak günlük dökülen miktar 100 telin üzerindeyse, saçlarınızda belirgin azalma hissediyorsanız, saç telleriniz giderek inceliyorsa, çevrenizden saçınızın azaldığına dair uyarılar alıyorsanız, doktora başvurmayı ihmal etmemeniz gerekiyor. Dökülen miktar 100 telin altında bile olsa dökülen saçların kökünde beyaz ünlem işareti şeklindeki kılıf yoksa, kök olması gereken yerde saç kırılmış veya kopmuş gibi görünüyorsa, yine bir doktordan yardım almayı ihmal etmeyin. Çünkü saç dökülmesinin ardında demir eksikliğinden romatizmaya, tiroit hastalıklarından çinko ve biyotin eksikliğine kadar birçok sağlık sorunu yatabiliyor.

Hekime geç başvurulduğunda hem altta yatan etken hastalık ise sorun daha da büyüyebiliyor, hem de saç dökülmesi kalıcı hale gelebiliyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Yeşim Tekin bu sevimsiz tablonun nedeni ciddi bir hastalık değilse saç dökülmesinin durdurulabildiğini, hatta bazen saçların hiç dökülmemiş kadar sağlıklı ve gür olabileceğini belirterek, önemli önerilerde bulundu.

BU ALIŞKANLIKLARINIZA DİKKAT EDİN
Sıkça yaptığımız hatalar saç dökülmesinde önemli rol oynuyor. Bu nedenle sağlıklı ve gür saçlar için alışkanlıklarımıza dikkat etmemiz şart.

• Her gün değil, gün aşırı yıkayın
Saçlarınızı her gün ve fazla sıcak suyla yıkamaktan kaçının. Günaşırı ılık ve fazla basınçlı olmayan suyla, saç tipinize uygun bir şampuanla yıkayın. Her yıkamada 2 kezden fazla şampuan ya da sabun kullanmayın. Şampuanlama sırasında saç derisine hafifçe masaj uygulayın.

• Sık sık şekillendirmeyin
Haftada birden fazla fön çektirmeyin ya da düzleştirici /maşayla şekillendirmeyin. Saç boyası, perma gibi yöntemlerden de olabildiğince kaçının.

• Seyrek dişli tarakları tercih edin
Saçlarınızı günlük tarayın, bunu yaparken seyrek dişli tarak ya da doğal kıllar içeren fırçaları tercih edin.

BU BESİNLERİ TÜKETİN
Gür saçlar için içten bakım yapmak çok önemli. Bunun da yolu sağlıklı ve yeterli beslenmeden geçiyor.

• Protein ihtiyacınızı bu besinlerle karşılayın
Saç köklerini besleyen ve saçın büyümesini sağlayan protein ihtiyacınızı fasulye, mercimek, yumurta, yağsız yoğurt ve peynirden sağlamaya çalışın.

• Çinko için 6 yemek kaşığı baklagil tüketin
Çinko saç diplerini uyarmak ve o bölgede yer alan hücrelerin metabolizmalarını düzenlemek gibi önemli bir işleve sahip. Dermatoloji Uzmanı Dr. Yeşim Tekin, günlük 1 porsiyon ( 6 yemek kaşığı susuz) baklagil, 150 gr kırmızı et/ balık veya 1 avuç badem/yer fıstığının saçlarınız için gerekli çinko miktarını karşılamaya yeterli geleceğini belirtiyor.

• Tavukla biyotin ihtiyacınızı giderin
Sağlıklı saçlar için gerekli bir başka vitamin ise Biyotin (H vitamini, B7). Biyotin ihtiyacınızı karşılamak için haftada bir kez karaciğer, böbrek, midye, ıstakoz, alabalık, haftada 2-3 kez tavuk göğsü, yumurta sarısı, baklagil, karnabahar veya patates tüketin.

• Her gün 2 kase yoğurt çok önemli
Her gün 2 dilim peynir veya 2 bardak süt ya da 2 kase yoğurt tüketmeyi ihmal etmeyin. Örneğin düzenli olarak tüketeceğiniz orta boy 2 kase yoğurt saçlarınız için önemli bir protein ve kalsiyum kaynağı olacaktır.

• A vitamini için yeşil yapraklı sebzeleri unutmayın
Sağlıklı saçlar için gerekli olan A vitaminini yeşil yapraklı sebze ve taze fasulyeden karşılayabilirsiniz.

• Bir avuç ceviz, fındık veya badem
Saçların doğal döngüsünü korumak için E vitamini ve esansiyel yağ asitlerinden zengin ceviz, fındık veya bademden her gün bir avuç tüketmenizde fayda var.

• 1 adet havuç ile saç köklerinizi koruyun
Günlük tüketeceğiniz bir adet havuç saç köklerini ve saç derisini koruyor, saçın uzamasını, parlaklığını ve dayanıklılığını sağlıyor.

• 1 kahve kaşığı iç kabak çekirdeği
Günlük 1 kahve fincanı kadar iç kabak çekirdeği tüketmeniz sağlıklı saçlar için gerekli fitoöstrojen miktarını karşılıyor.

BU UYGULAMALARDAN FAYDALANIN
Dermatoloji Uzmanı Dr. Yeşim Tekin saç dökülmesine karşı uygulanan yöntemleri şöyle anlattı:

• Vitamin, serum, şampuan:Kişinin öyküsü, muayenesi ve tetkik sonuçları birleştirilerek ihtiyacına göre oral vitaminler, uygun serumlar ve şampuanlar öneriliyor.

• Mezoterapi: Uzmanlar tarafından uygulanan mezoterapi yöntemi, sonuçları açısından altın standart niteliğinde oluyor. Mezoterapide hazır kokteyller ya da doktorunuzun kendi hazırladığı karışımlar steril koşullarda soğutucu spreyler desteği ve çok ince iğneler yardımıyla cildinizin orta tabakasına enjekte ediliyor. Bu yöntem sayesinde saç köklerindeki yavaşlamış kan akımı hızlandırılırken saçın ihtiyacı olan vitamin, mineral ve aminoasitler doğrudan saça en yakın damarlara ulaştırılmış oluyor. İki hafta aralıklarla 6-8 seans uygulanacak olanbu işlem için yaklaşık 15-20 dakikanızı ayırmanız yeterli oluyor.

• PRP: Yine uzmanlar tarafından uygulanması gereken PRP (PlateletRichPlasma- Trombositten zengin serum )de saç dökülmesinin tedavisinde altın standart olarak görülen bir başka yöntem. Kişinin kendi kanından özel yöntemlerle ayrıştırılan plazmanın içerdiği trombosit ve büyüme faktörlerinin saç derisine uygulanması yöntemine PRP deniliyor. Tıpkı mezoterapide olduğu gibi uzmanlar tarafından steril koşullarda uygulanması gerekiyor. 2 haftada bir 6-8 seans yeterli geliyor.

• Saç ekimi: Uygulanan tüm tedavilerin yetersiz kaldığı ya da geç kalınmış durumlarda, özellikle erkek hastalarda saç ekimi bir diğer seçeneği oluşturuyor.

27 Mayıs 2020 Çarşamba

Genç, güzel ve sağlıklı kalmanızı sağlayacak 3 sır
Sürekli peşinde olduğumuz ağzımızdan düşmeyen kelime anti - aging. Peki, yıllar ilerlerken genç kalmak mümkün mü? 

Dış güzelliğimizi aslında iç güzelliğimize borçlu olduğumuzu vurgulayan Biyolog-Kozmetolog Pervin Bulgak, mükemmel bir makine olan vücudumuzun genç, güzel ve sağlıklı kalmasını sağlayacak 3 sırrı içeren anti-aging planı uygulamayı öneriyor.

Uyku
Uyku, evet düzenli ve zamanlı uyku gençlik pınarıdır. Vücut gece melatonin salgılar ama sadece karanlıkta. Bizler zamanı kaçırmamak için koştururken zamanı durduracak olan anahtarı es geçiyoruz. İnsan vücudu gece karanlıkta saat 11.00–05.00 ( bazı kaynaklar bunu 03.00 olarak veriyor) arasında melatonin salgılar. Bu salgı hücrelerimizin yenilenmesini, biyolojik ritmin düzenlenmesini ve kendini korumasını sağlar. Işıkları kapatıp yatalım, kanserden korunup, genç kalalım.

Maya
Biraz maya alalım. Maya yüzde 50 oranında protein, B grubu vitamin, demir, krom, magnezyum, fosfor, çinko ve selenyum gibi mineraller içerir. Pek çok ülkede sağlık ve güzelliğe yaptığı katkılardan dolayı tablet olarak da piyasaya verilmiştir. Maya karaciğeri temizler, stres attırır ve ceninin gelişimine katkıda bulunur. Mayadaki zengin B9 vitamini (folik asit) hamilelerde çok sık rastlanan anemiyi önler ve yeni hücrelerin (plasenta gibi) üretimini uyarır. Yüksek dozda protein içeren maya, cilt dokularının yeniden yapılanmasını sağlar. Cildin daha güzel ve pürüzsüz görünümüne kavuşmasına yardımcı olur. Protein, cildin oksijen almasını sağlayıp beslenmesine katkıda bulunur. Mayalı ürünleri tüketebilir, tablet olarak kullanabilir veya bir tatlı kaşığı sütle yumuşatıp açarak, bir bardak suyun içine karıştırıp her gün sabah kalvaltıdan sonra içebilirsiniz.

Zeytinyağı
Zeytinyağı, hücre yenilenmesini hızlandırır. Güçlü bir antioksidandır, Alzheimer hastalığının ilerlemesini önler ve kanser önleyicidir. Hamilelik dönemimde kullanımı önemlidir bebeğin zekâ gelişimini arttırır. Yaşlanmayı önler. Bakalım mutfağımızdaki bu altın sıvı başka neler yapar.

• Cilde ve saça inanılmaz güzellik katar. Kuru cildi canlandırır, kırışıklıkları azaltır. Zeytinyağı cildi yumuşatır ve esnek, pürüzsüz bir görünüm verir.
• Uzun süre ayakları üzerinde kalanlar için müjde: Zeytinyağı yorgun ayakları dinlendirir ve canlandırır. Zeytinyağının mükemmel yumuşatma ve nemlendirme kapasitesi vardır. Çatlak ve kuru ayakları tedavide birebirdir.
• Vücut masajı zeytinyağı ile yapıldığında kan dolaşımını artırır ve dokulara oksijen taşır.
• Zeytinyağı sabunu doğal, saf bir temizleyicidir ve vücudu nemlendirir. Yumuşatıcı ve rahatlatıcı etkisi sayesinde cildi ve saçları temizlerken yumuşatır, nemlendirir. Aynı zamanda her tür hassas cilt için bile güvenlidir.
• Zeytinyağı tıraş edilecek bölgeyi yumuşatma ve rahatlatmada birebirdir.
• Kurumuş ve çatlamış dudak için merhem olarak kullanılabilir.
• Kurumuş saçların dayanıklılığını ve esnekliğini artırır.
• Saçtaki kepeği ve dökülmeyi engeller. Saçı parlatır.
• Tırnakları güzelleştirir ve güçlendirir.
• Banyo suyuna katıldığında canlandırır ve yumuşaklık sağlar.
• Zeytinyağı ile doğum çatlakları azaltılabilir.
• Emzirenler için en iyi göğüs ucu bakımı zeytinyağı ile yapılır.
• Bebeklerde oluşan pişiğe ve başlarındaki konak problemlerine çok iyi gelir.
• Bebeğe zeytinyağı ile uygulanan masaj sağlıklı ve canlandırıcıdır.
• Ellerdeki, derideki veya saçtaki boyayı çıkarmakta kullanılır.
• Soğuktan donmaya karşı koruyucudur.
• Kesiklerde ve su toplanmasında faydalıdır. Acılı güneş yanıklarında kızarmış deri zeytinyağı ile ovularak rahatlatılabilir.
• Kuru ve çatlak ciltlere yararlıdır.
• Kas kramplarını tedavi eder.
• Sivrisinekler zeytinyağı sürülmüş cildi ısırmazlar.
• Keneleri etkisiz hale getirir.

Estetik cerrahi hakkında bilinen 10 yanlış
Hemen hepimiz kusurlu bulduğumuz bölgelerden kurtulmak veya yılların izlerini hafifletmek istiyoruz. 

Günümüzün estetik dünyası da bilgi birikiminin yanı sıra gelişen teknikler sayesinde gerek yüzümüzde gerekse vücudumuzda bizi rahatsız eden sorunlara çözüm buluyor ve aynalarla yeniden barışmamızı sağlayabiliyor. Ancak estetik ameliyatların sıklaşması ve bu konuya olan ilginin artışıyla birliktetoplumda bazı yanlış bilgiler de aynı oranda artarak yaygınlaşıyor.

Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Dr. Umut Sinan Ersoy, estetik cerrahi hakkında bilinen 10 yanlışı anlattı.

"Meme estetiği yaptırırsan ileride çocuğunu emziremezsin", "Burun estetiği olursan burnunun doğallığı bozulur ve estetik ameliyat olduğun kolaylıkla anlaşılır", "Yüz germe yaptıracak kadar yaşlı değilsin ki"…

Aklımızda estetik bir müdahale geçirme fikrinin oluşmaya başlamasından itibaren,çevremizdeki insanların, bir yakınımızın ya da arkadaşımızın olumlu ya da olumsuz yargıları ile karşılaşıyoruz. Peki bunların hangileri doğru hangileri yanlış? Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Dr. Umut Sinan Ersoy, estetik cerrahi hakkında bilinen 10 yanlışı anlattı.

1. Yanlış: Yüz germe mi? Sen o kadar yaşlı mısın?
Doğrusu: Yüz germe, kaş kaldırma, alın germe, göz kapağı estetiği, yağ enjeksiyonu gibi yüz gençleştirme ameliyatları için çok yaşlı olmanıza, yüzünüzde derin kırışıklıklar oluşmasını beklemenize gerek yok. Otuzlu yaşlarınızda olsanız da, kaşlarınızda gözle görülür düşüklük, göz altı torbalarınızda belirginleşme gözlenebilir, alt göz kapaklarınız göz aklarını tam kapatmayabilir, üst göz kapaklarınızda fazlalık, yanaklarınızda ve yüzünüzün orta kısmında hacim kaybı ya da erken sarkmalar olabilir. Ancak yapılacak işlemlerin boyutu ve tekniği ileri yaştakilerden biraz farklıdır.

Örneğin, otuzlu yaşlarının sonlarında olan birine orta yüz germe, alt ve üst göz kapağı estetiği, çeşitli alanlara yağ enjeksiyonu, botoks, dolgu, kimyasal ve mekanik peeling, lazer uygulamaları yeterli olurken, daha ileri yaşta olan birine bu tedavilere ek olarak tüm yüz ve boyun germe yapmak gerekebilir. Bu yöntemlerin hangilerinin size uygun olacağı, ayrıntılı bir yüz analizi sonrası sizin istek ve şikayetleriniz göz önünde bulundurularak belirlenir. Yüz gençleştirme ameliyatlarında hedef, size benzemeyen, yapay bir şekilde "gerdirilmiş" bir yüz değil, sizin gençlik yıllarınızdaki halinize benzeyen "gençleştirilmiş" doğal bir yüzdür.

2. Yanlış: Bu yaşta botoks mu yaptıracaksın? Hiç kırışıklığın yok ki...
Doğrusu:Botoksun ileri yaşta yapılması gerektiğine dair yaygın inanışın aksine, mimik kaslarını aktif olarak kullanan ve yüz hareketleri sırasında kırışıklık gözlenen kişilerde, yüzün durgun halinde bile gözlenir hale gelen derin ve kalıcı kırışıklıklar henüz oluşmadan, tedaviye erken başlamak daha uygun bir yaklaşımdır. Otuzlu yaşların başlarında bile botoks güvenle uygulanabilir.

Ayrıntılı bir analiz sonrasında botoksuygun dozlarda ve uygun bölgelere uygulandığında oldukça başarılı ve doğala yakın sonuçlar verirken, "botokslu yüz" ya da "ifadesiz yüz" görünümü oluşmasının da önüne geçilir. İyi uygulanmış bir botoks, yüz ifadesini değiştirmez.

3. Yanlış: Estetik cerraha gidersen seni muayene edip tek tek kusurlarını söyler ve tedavi sürecini o belirler.
Doğrusu: Estetik girişimler gerekli olması nedeniyle değil, sizin talebiniz doğrultusunda yapılır.Vücudunuzun herhangi bir yerinin görünüşünden şikayetçi değilseniz, o halde bu tedavi edilecek bir sorun olmaktan çıkar. Burnunuzdaki ince bir kemeri, üst göz kapağınızdaki hafif fazla dolgunluğu seviyorsanız ya da göz kenarınızdaki ince çizgilerden mutluysanız o yüz, sizin için en güzel, en estetik yüzdür. Hangi bölgenizi sevmediğinize siz karar verirsiniz; bu algının gerçekte görünen ile ilişkisi hekiminiz tarafından doğrulandıktan sonra tedavi seçeneklerini konuşma aşamasına geçebilirsiniz.

Seçenekleri teker teker ele alıp tedaviye birlikte karar verirsiniz. Hekiminizin size, ona gidiş nedeninizin dışındaki kusurlarınızdan bahsetmesi ve buna yönelik tedavi bakımından sizi motive etmeye çalışması ister muayene odasında olsun ister sosyal ortamda, hem mesleki etik hem de nezaket kuralları açısından uygun bir davranış biçimi olmayacaktır.

4. Yanlış: Burun estetiği olursan burnunun doğallığı tamamen bozulur ve herkes estetik yaptırdığını kolaylıkla anlar.
Doğrusu: Ameliyat olduğu ilk bakışta kolaylıkla anlaşılan,kendini anında ele veren bir burun, iyi yapılmış bir burun olamaz. Eski anlayışın aksine, günümüzde uygulanan koruyucu tekniklerle hem doğal görünümlü,hem güzel ve yüze yakışan, hem de işlemden geçtiği anlaşılmayan burunlar elde etmek mümkün. Bu kaygıları kafanızdan atmak için estetik cerrahınız ile yapacağınız görüşmede olası sonuçları ayrıntılı olarak öğrenebilir, hatta yeni simulasyon teknolojileri sayesinde sonucu üç boyutlu olarak görebilirsiniz.

5. Yanlış: Meme estetiği yaptırırsan ileride çocuğunu emziremezsin.
Doğrusu: Meme büyütme ameliyatlarında meme dokusu ameliyat alanının dışında bırakıldığından, bütünlüğü tamamen korunur. Modern tekniklerle yapılan küçültme ve dikleştirme ameliyatlarında ise emzirmenizi sağlayacak olan meme başı ve ucu, bunların hemen arkasındaki kanal sistemi ile birlikte yeteri kadar meme dokusu bir bütün halinde, damarsal yapısı ve duyu özelliği dahil olmak üzere korunur. Ameliyatta, estetik olarak hedeflenen büyüklükte ve şekilde meme oluşturmaya yetecek olan dokuların dışında kalanlar, yani sadece fazla olanlar atılır.

6. Yanlış:Senmi liposuctionyaptıracaksın? Ama kilolu değilsin ki...
Doğrusu: Liposuction bir kilo verme yöntemi değil, bir vücut şekillendirme yöntemidir.Yağ dağılımında düzensizlik sonucu vücut hatlarının oluşturduğu silüetin göze hoş görünmediği çok zayıf olduğunu düşündüğünüz kişilerde bile liposuction yapılabilir. Buna karşın fazla kilolu olduğunu düşündüğünüz birinin vücudundaki yağ dağılımı orantılı ve vücut hatları estetik açıdan tatmin edici ise; o kişi, liposuction için uygun olmayabilir, Diyet yapması yeterli olacaktır.

İster kilolu olun ister zayıf, görünüşünüzden mutsuzsanız fazla olan bölgelerden yağ alma, dolgunluk istenen bölgelere yağ verme teknikleri ile estetik bütünlüğü yeniden sağlama işlemi için uygun bir aday olabilirsiniz. Örneğin bel çukurunuz ile kalçanız arasındaki kavis çok belirgin değilse ve kalçalarınız yayvan görünümlüyse, yanlarda ve iç kısımlarda fazla olan yağlar alınarak kalçalarınızın orta kısmına enjekte edilir ve böylece bu bölge daha şekilli hale getirilebilir.

7. Yanlış: Liposuction yaptırırsan derinde sarkma olur.
Doğrusu: Ameliyat öncesi değerlendirmede, doktorunuz tarafından hangi bölgelere, hangi miktarlarda ve derinliklerde uygulama yapılacağı; hangi bölgelerde serbest hangi bölgelerde daha sınırlı davranılacağı iyi belirlendiği sürece bu tip bir sorun yaşanmaz. Ayrıca ultrason ve lazer yardımlı liposuction teknolojileri sayesinde altı boşaltılan fazla derinin zemine daha sıkı tutunması sağlanarak bu gevşemenin önüne geçilebilir.

8. Yanlış: Meme büyütme için kullanılan silikon protezler kanser yapıyormuş.
Doğrusu: Meme protezleri ile kanser sıklığı arasında bir bağlantı yoktur. Ayrıca kanser teşhisinin konulmasını engellemez ya da geciktirmez.

9. Yanlış: Meme kanseri sonrası memen alınırsa hayatının geri kalanını bu şekilde"eksik" yaşamak zorunda kalırsın.
Doğrusu: Hayır, eksik yaşamak zorunda değilsiniz. Meme kanseri teşhisi konulduktan sonra, meme cerrahınız ve estetik, plastik cerrahınız ile yapacağınız görüşmelerde yeniden meme oluşturma ameliyatı için istekte bulunabilirsiniz. Bu işlem, memenin alınması ile aynı anda ya da sonradan; kendi dokunuzla ya da silikonprotez yardımıyla yapılabilir.

10. Yanlış: Bir yerinde yaralanma olursa iz giderici krem kullan, geçer.
Doğrusu: Bilimsel olarak, yara izini yok eden bir tedavi yöntemi yoktur. Cilt bütünlüğünün bozulduğu bütün yaralanmalarda az ya da çok belirgin bir yara izi kaçınılmaz olarak kalır.Bu izin görünümü, birçok etkene bağlı olarak değişkenlik gösterir. Kişiye bağlı nedenler (beslenme, genetik, şeker hastalığı, aşırı kilo, vb), yaralanma bölgesi, uzanımı, enfeksiyon, yabancı cisim varlığı ile cerrahi teknik bunlar arasında sayılabilir. Bazı kişilerde nadiren de olsa kabararak iyileşen yara eğilimi gözlenebilir. Bunları önlemek için bantlama, silikon jel tabakalar, bası giysileri, kortizon ve lazer yöntemi uygulanabilir.

Her Yaşın Ayrı Estetiği Var
Estetiğin, güzelliğin yaşı yok ama iş cerrahiye ya da medikal estetik müdahalelere gelince, "hangi yaşta, hangi estetik uygulama yapılmalıdır" soruları gündeme geliyor.

Estetik cerrahi ve medikal uygulamalara başvuranların yaş ortalaması günden güne düşerken Op. Dr. Bülent Cihantimur, estetik cerrahideki doğru zamanlamayı açıklıyor: " İhtiyaç duyduğunuz her zaman estetik cerrahiden yardım alabilirsiniz.

Medikal güzellik uygulamaları da aynı şekilde ama genel olarak bir zamanlama yapmadan evvel, bedenimizi bir armağan olarak kabul edip, her açıdan iyi bakmamız gerektiğini öğrenmemiz gerekiyor. İyi beslenin, spor yapın, kötü alışkanlıklardan uzak durun, cildinizi nemlendirin, bunların hepsini yerine getirdiğiniz zaman, zaten bazı önlemler de almış oluyorsunuz aslında. Cildiniz daha geç yaşlanıyor, sarkmalar ve form kayıpları daha az yaşanıyor. Ama doğuştan gelen kepçe kulak gibi bir sorununuz varsa, en erken 6 yaşından itibaren estetik cerrahiden yardım alabilirsiniz."

18 yaşından sonra burun estetiği

Burun estetiği için ergenlik çağının bitmesi gerektiğini söyleyen Op. Dr. Bülent Cihantimur, çoğu hastanın iş hayatına atılmadan evvel, burun estetiği yaptırmak için geldiklerini ve eğer rahat nefes alamama gibi fonksiyonel bir sorunları varsa, 18 yaşından sonra burun estetiği yaptırabileceklerini açıkladı. Cihantimur ayrıca: "30-40 yaş arası ilk çizgilerin belirdiği yıllar. Çizgiler derinleşmeden yağ transferi, Örümcek Ağı Estetiği, botoks gibi uygulamalar yapılabilir. Türkiye geneline baktığımızda 35'inden sonra anneler çoğunlukla göğüslerinin sarkıklığından şikayetçi oluyorlar. Bu yaşlar göğüs estetiği içinde son derece uygun yaşlardır "dedi.

40'lı yaşlarda en fazla yapılan estetik operasyon…

40'lı yaşlarda herhangi bir deri elastikiyeti sorunu yaşanmamasına rağmen, metabolizmanın yavaşlamasından dolayı, bölgesel yağlanmanın arttığını söyleyen Op.Dr. Bülent Cihantimur, lazer lipoliz ve acısız lipocuction olarak geçen liposculpture operasyonların uygun olduğunun altını çizdi. Ayrıca yine bu yaşlarda, yağ transferi ve botoks uygulaması da en fazla tercih edilen uygulamalar arasında yer alıyor.

50'lı yaşlar, total gençleştirme zamanı

Cihantimur, 50'li yaşlar için total uygulamaların uygun olduğunu söylüyor ve ekliyor: "50 yaş ve sonrasında artık kaybolan cilt altı dokularına müdahale etmek gerekir. Hemen hemen her bölgede bu tarz sorunlar yaşanacağı için, özellikle total yüz gençleştirme ile, boyun, yüz, göz ve çevresi, alın ve dekolte bölgelerine uygulama yapıyoruz. Bu yaşlarda karın germe, bölgesel yağlardan kurtulmak için yapılan liposculpture uygulaması, vücudun form kazanmasına fayda sağlıyor" dedi.

30'lu yaşlardan itibaren önlem almaya başlayın

Yaşlanmanın fizyolojik bir süreç olduğunu söyleyen Cihantimur, erken 30'lu yaşlardan itibaren alınabilecek önlemlerle, yaşlanmanın dramatik bir şekilde seyretmesinin önüne geçilebileceğini söyledi: " 25 yaşından sonra mutlaka bir antiaging krem kullanılmalıdır. 30'lara gelindiğinde ise, botoks başta olmak üzere diğer medikal uygulamalar, kırışmadan, kırışıklıklar yer etmeden alınabilecek önlemlerdir. Yaşlanma başlangıcını ne kadar ileriye atarsanız, o kadar taze gözükür ve yaşınızın iyisi olursunuz".

Saç dökülmesine karşı 2 etkili çözüm
Mevsim geçişlerinde özellikle bayanların en fazla muzdarip olduğu konuların başında saç dökülmesi sorunu yer alıyor. Farklı tedavi seçenekleriyle saç dökülmesi sorununun önüne geçebilirsiniz.

"Sağlıklı, dolgun ve canlı saçlar herkesin sahip olmayı arzuladığı ve özellikle yüz güzelliğine katkı sağlayan bir durumdur. Güzel saçlar insanın her zaman sosyal hayatı içerisinde iyi hissetmesine sebep olurken özellikle mevsim geçişlerindeki saç dökülmesi ve beraberinde deri yüzeyinde açık alanların oluşması, estetik dışı görüntüsüyle bu durumu tersine çeviriyor. Makul oranlarda saç dökülmesi son derece normaldir. Hatta saçlar bazı dönemlerde büyür, bazı dönemlerde ise, dinlenme ve dökülme evresi geçirir.

Dökülme evresi ise genellikle bağışıklık sisteminin zayıfladığı mevsim geçişlerine denk gelir. Yazdan sonbahara geçişte bu dönemlerden birisi. Bu dönemde aşırı saç dökülmesi yaşanabiliyor. Saç kökleri dinlenme evresini bir anda bırakarak ya da büyüme evresinden dinlenme evresine geçmeden dökülmeye başlayabiliyor. Bunun altında yatan en önemli sorun, saç köklerinin yeteri kadar beslenememesidir" açıklamasında bulunan Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Bülent Cihantimur, saç dökülmesinin önüne geçmek için 2 farklı tedavi seçeneğini anlattı.

Bu yöntem saç dökülmesini önlemekte son derece etkili

Op. Dr. Bülent Cihantimur, 2 senelik bir çalışma ürünü olan Organik Saç enjeksiyonunun mevsim geçişleri başta olmak üzere, başka sebepler yüzünden dökülen saçlarda son derece etkili sonuçlar verdiğini söylüyor." Herhangi bir sağlık sorunu olmadığı halde, saçlarının avuç avuç döküldüğünü söyleyen hastalarımız oluyor. Bu hastalarımıza Organik Saç enjeksiyonu yaparak, dökülmesinin durmasına ve yeni saçların çıkmasına yardımcı oluyoruz. Yeni çıkan ve mevcut saçlar da bu enjeksiyon sayesinde son derece parlak, gür ve sağlıklı oluyorlar" diyen Op. Dr. Bülent Cihantimur, Organik Saç enjeksiyonun ayrıntılarına değindi: " Organik Saç enjeksiyonu için, öncelikle hastamızın bedeninden bir miktar yağ alıyoruz.

Bu yağ kök hücreden zengin hale getiriliyor ve sonrasında hastanın saçlı bölgesine enjekte ediyoruz. Kök hücre muazzam bir yapı ve elde edilebilecek en makul alan, hastanın bölgesel yağlanma yaşadığı yerdir. Saç dökülmesi sorunu yaşayan hastamızın, kendi kök hücresini, beslenemeyen, besinsiz kalmış ve saç dökülmesiyle sonuçlanan alana enjekte ettiğimizde, saçlarda canlanma ve tutarlı bir seyir izliyoruz".

En eski uygulamalardan biri: Saç mezoterapisi

"Mezoterapi tarihi yaklaşık olarak 250 yıl öncesine dayanan ve "derinin alt kısmına enjekte etme" manasına gelen bir çeşit tedavi yöntemidir. Saç mezoterapisinde, saçlı dokunun 2-3 mm hemen altına inerek, incecik uçlu iğneler vasıtasıyla, dokunun beslenmesini ve güçlenmesini sağlayacak vitamin, antioksidan ve hastaya özel farklı bileşimler içeren sıvı enjekte edilir. Saç mezoterapisi, yeni çıkan ve mevcut saçlarınızı beslediği gibi, mevcut saç dökülmelerine karşı da etkili bir yöntemdir ve güvenle uygulanabilir" diyen Cihantimur, her iki tedavinin de lokal anestezi altında, ağrısız bir şekilde yapıldığını belirtti.

8 Mayıs 2020 Cuma

Cilt tipine göre gençlik iksiri
Cilt hastalıkları uzmanı Betül Şengör, bu iç ayrı ten renginin aynı zamanda farklı şekilde yaşlandığını söylüyor.

Bu nedenle Şengör, güneşten korunmak, sağlıklı beslenmek ve bol su içmenin cilt yaşlanmasını yavaşlatmak için herkes için temel gereklilikler olduğunu fakat bunun yanı sıra, her cilt renginin kendine has bir bakım ritueli olması gerektiğini de söylüyor.

Esmer Ten


Güneşe Tepkisi: Bu cilt rengi kolay bronzlaşır. Antis Kozmetik'ten Melike Yumlu, bu ten rengine sahip olanların güneşten yanmasalar bile leke konusunda ciddi sorun yaşayabildiğini söylüyor.

Nasıl Yaşlanıyor?:Cilt hastalıkları uzmanı Dr. Betül Şengör, esmer tenli kadınların 20'li yaşlardan itibaren hormonal tip lekelenmelere karşı dikkatli olmalarını söylüyor. Kırışıklıklar ise diğer ten renklerine göre daha geç ortaya çıkıyor.

Bakım Kürünüz


1- Temizleyici: Cildi kurutmadan temizleyen yağsız formüle sahip Darphin, Purifying Foam jel, içeriğindeki meyan köküyle cildi yumuşatıyor ve ferah bir his bırakıyor.

2- Arındırıcı: Kimyasal mikrogranüller içeren Dermalogica, Age-Smart Multivitamin Thermafoliant arındırıcı, daha yumuşak ve canlı bir cilt oluşturmak için etkili. Termal teknolojisi su ile temas ettiğinde aktivite olarak salisilik asit ve retinol emilimini arttırıyor. Meyankökü ile A, C, E vitaminleri cilt tonunun aydınlanmasına yardımcı oluyor.

3- Göz Kremi: Uzmanlar ilk yaşlanma izlerinin göz çevresinde oluşmaya başladığını hatırlatıyor. Sadece çizgilerin değil, koyu renk halka ve torbalanmaların görünümünü de azaltmaya yardımcı olan Clinique, All about eyes göz kremi, proteinler, anti-oksidanlar ve bitkisel maddeler içeriyor.

4- Nemlendirici: AHA ve salisilik asit içeren soyucu özelliğe sahip Noviderm Bor"ade Smoothing Care nemlendirici, ölü hücrelerin atılmasına yardımcı oluyor. Çok güçlü anti-oksidanlar olarak bilinen C ve E vitaminleriyle de zenginleştiren krem, yaşlanma belirtilerinin önlenmesini de sağlıyor.

"Esmer tenliler, ciltlerindeki yoğun pigmentler sayesinde, güneşin zararlı etkilerine karşı doğal filtre görevi görürler. Ancak bu tip tenlerin, özellikle ülkemizde ciltleri çoğu kez gevşemeye hatta sarkmaya meyillidir" diyor Şengör. Ayrıca bu ten renginde sıkça görülebilen akne problemi leke ve izlere neden olabileceği için mutlaka giderilmeli. "40'lı yaşlardan itibaren ciltte kuruma, yumuşama ve gevşeme başlayabilir" diyen Şengör, bir cilt uzmanının önerisiyle uygun ürünleri kullanmak gerektiğini de hatırlatıyor. 

Buğday Ten


Güneşe Tepkisi: Esmer cilde göre daha az melanin pigmentlerine sahip buğday tenler, hafif bronzlaşabilmelerine rağmen yanma riski de taşıyor.

Nasıl Yaşlanıyor?: Eğer yeterli güneş koruması sağlanmazsa, buğday tenlerde 20'li yaşlardan itibaren leke problemleri görülmeye başlayabilir. Kırışıklıklar ise, 40'lı yaşların ortalarına kadar görülmez.

Bakım Kürünüz


1- Temizleyici: Süt formüle sahip La Prairie, Cellular Comforting temizleyici, tüm makyajı suya gerek duymadan çıkartıyor. La Prairie'ye özel 'Cellular Complex' içeren ürün cildin doğal kendini yenileme sürecini harekete geçirerek nemlendiriyor ve enerji veriyor.

2- Göz Kremi: Dudak çevresi için de uygun olan Vichy Neovadiol Contours göz kremi, hormonal yaşlanma ile kaybolan cilt yoğunluğunu yeniliyor.

3- Gece Kremi: İçeriğindeki karanfil çiçeği özü, kırışıklıkları azaltırken, temel yağ asitleri ve shea yağı, yoğun nem sağlıyor. Gece boyu hücrelerin yenilenmesini harekete geçiren, Murad Age-Balancing gece kremi, cilde dirlik ve gençlik kazandırıyor.

4- Nemlendirici: Kök hücreleri harekete geçirerek, derin çizgileri azaltma ve cilde ışıltısını yeniden kazandırma etkisi bulunan, Lancome Absolue Precious Cells bakım kremi, 15 koruma faktörü sayesinde gün boyu güneşe karşı koruma sağlıyor.

"Esmer tenlilere daha yakın özelliklere sahip buğday tenlilerin kış aylarında cilt renkleri daha açık renkli olabiliyor" diyor Şengör. Bu renge sahip ciltlerin genellikle gözeneklerinin biraz daha belirgin, ancak normal veya karma cilt özelliklerini gösteren yapıya sahip olduğunu da ekliyor. Melike Yumlu da, bronzlaşmaya meyilli olduğu için bu ten rengine sahip kişilerin güneşte daha fazla kaldığını ve bunun da lekelere yol açtığını hatırlatıyor. Dermatolog Jessica Wu, neyse ki bu lekelerin büyük değil, küçük öbekler olarak ortaya çıktığını söylüyor.

Açık Ten


Güneşe Tepkisi: İnce ve porselen gibi beyaza yakın bu cilt, UV zararlarına en açık cilt tipidir. Korumasız güneşe maruz kaldığında hemen kızarır. Eğer hassas bir ciltse buna kaşıntı ve batmalar da eklenebilir.

Nasıl Yaşlanıyor?: Yoğun güneş koruması bu cilt tipinin vazgeçilmezi olmalı, aksi halde ince çizgiler, hacimsiz, kuru ve mat bir görünüm çok erken yaşlarda ortaya çıkacaktır.

Bakım Kürünüz


1- Temizleyici: Eğer çok yoğun anti-aging içerikli ürünler kullanıyorsanız cildinizi kimyasal yüklemesinden arındırmak için hassas ama etkili bir temizleyici kullanın. Nivea'nın badem ve calendula yağı içeren yumuşak temizleme kremi, kuru ve hassas ciltlere öneriliyor.

2- Gece Kremi: Parfüm ve koruyucu içermeyen Skincode Regenerating gece kremi, gece boyunca cildin elastikiyetini arttırmaya yardımcı oluyor. İnce çizgilerin ve kırışıklıkların görünümünü azaltan ürün, cildin kendini yenilemesini ve beslenmesini sağlıyor.

3- Nemlendirici: Açık tenliyseniz cildinizin hassas olma ihtimali çok yüksek. Sentetik koruyucu, suni renk veya koruyucu içermeyen ürünleri tercih edin. İçeriğinde yatıştırıcı bitki özleri ve uzun süre su bulundurma özelliğiyle harika bir nemlendirici olan, orkide özü olan, Darphin Intral Soothing krem, çevresel saldırılara karşı cildi koruyor ve yatıştırıyor.

4- Göz Kremi: Çok açık tenlerin de yaşlanmayla ilgili ilk sorunları göz çevresinde kendini gösteriyor. Esteé Lauder Re-Nutriv göz kreminin, etkisini ortaya çıkaran içerikler ise çevresel hasarlara karşı cildi koruyan Resveratrate ile inci istiridyesi.

5- Serum: Güçlü bir antioksidan olan saf C vitamini içeren Skin Ceuticals C E Ferulic serum, sağlıklı hücre üretimine yardımcı olurken, cildin doğal antioksidan savunmasını iki katına çıkarıyor.

Yumlu, dış etkenlerden çok kolay etkilenen açık tenlerin hava koşulları sonucu nem bariyerinin zedelendiğini söylüyor. İlk belirgin çizgilere göz çevresinde rastlandığını hatırlatan Yumlu, bu ten rengine sahip olanların erken yaşlarda göz kremi kullanmaya başlamasını öneriyor. Şengör de, diğerlerine göre daha fazla yaşlanmaya yatkın olan açık tenlerin pigmentinin cildi korumaya yetecek kadar fazla olmadığını söylüyor. "Çillere, kuruluğa, güneş lekelerine, kılcal damarların yüzeye çıkması ve kızarıklık problemine çok yatkın olduğu için çok özenli bir bakım uygulanması gerektiğini de ekliyor Şengör. Çocukluk döneminde güneş yanığı öyküsü olanların habis cilt tümörlerine, malin melanom isimli cilt kanserine yatkınlığının daha fazla olduğunu da hatırlatan Şengör, cildi güneşten korumak konusunda uyarıda bulunuyor.

Kakaonun Cilde Faydaları: 7 Yüz Maskesi Tarifi ve Cilde Uygulama
Kakao, çikolata yapılan bir malzemeden fazlasıdır. Saf kakao vitamin, mineral ve cilt için faydalı pek çok bileşen içermektedir.

Kakao tozu, bakır, demir, manganez, kükürt ve çinko gibi zengin mineraller içerir. Kakao tozunu cilde uygulamak, cildin ihtiyaç duyduğu besin maddelerini sağlamasının yanı sıra hücre sağlığını destekleyen ve hücresel dejenerasyonu önleyen çok sayıda fayda sağlayabilir.

Saf Kakao Tozunun Cilde Faydaları


• Kakao tozu, cilt hücrelerine zarar verebilen serbest radikallerin üretimini sınırlar, cildin sağlıklı görünmesine ve yaşlanma belirtilerinin azaltılmasına yardımcı olur.
• Kakao tozu C vitamini ve magnezyum içerir, her iki bileşen de cildin sağlıklı olmasını ve korunmasını sağlar.
• UV güneş ışığından ve çevresel toksinlerden zarar görmüş cildin onarımında yardımcı olabilir.
• Kakao ayrıca ciltteki kan akışını hızlandırabilir ve cilde nem katabilir.
• Kakao kalsiyum, bakır, fosfor, potasyum, sodyum ve çinko gibi faydalı minerallerle doludur.
• Kakao omega-6 yağ asitleri içerir. Omega-6 cilt için mükemmeldir ve cildi taze ve nem dengesini korur.
• Kakao E vitamini bakımından zengindir. E Vitamini vücudun doğal kollajen üretimini teşvik eder ve cildin daha pürüzsüz ve daha genç görünümlü olmasını sağlayabilir.
• Kakao tozu sağlıklı, parlak ve kusursuz bir cilt sağlayabilir.

Şimdi bazı doğal ev yapımı kakao tozu maskesi tariflerine göz atalım.

Kakao Tozu Yüz Maskeleri: Yararları, 7 Ev Yapımı Maske Tarifi ve Kullanım Alanları


1. Kakao, bal ve yoğurt ile yüz maskesi
Kakao ve bal, sivilceleri öldüren ve cildin yumuşak ve esnek olmasını sağlayan antioksidan özelliğe sahiptir.
Malzemeler
• 2 yemek kaşığı kakao tozu
• 1 yemek kaşığı yoğurt
• 1 çay kaşığı bal
Nasıl yapılır
1. Pürüzsüz bir karışım elde edene kadar bir kapta kakao tozu yoğurt ve balı karıştırın.
2. Karışımı yüzünüze uygulayın.
3. 10-15 dakika kadar bekletin.
4. Soğuk suyla yıkayın.
Bu yüz maskesini haftada iki kez kullanabilirsiniz.

2. Kakao tarçın ve bal yüz maskesi

Tarçın antibakteriyel, antiseptik ve mantar önleyici özelliklere sahiptir. Cilt rengini iyileştirmeye ve kollajen seviyesini artırmaya yardımcı olabilir.
Malzemeler
• 1 yemek kaşığı kakao tozu
• Bir tutam tarçın
• 1 yemek kaşığı bal
Nasıl yapılır ve uygulanır
1. Kakao tozu, tarçın ve balı bir kaba koyun.
2. Pürüzsüz bir karışım elde edene kadar iyice karıştırın.
3. Karışımı yüzünüze uygulayın.
4. 25-30 dakika kadar yüzünüzde bekletin.
5. Soğuk suyla yıkayın.
3. Kakao, deniz tuzu, süt ve kahverengi şeker yüz maskesi

Bu yüz maskesi cildi besler ve serbest radikallerin zararlı etkilerinden korur. Bu maske cildin parlamasına yardımcı olacaktır.

Malzemeler
• 1 yemek kaşığı kakao tozu
• 2/3 su bardağı süt
• 1 çay kaşığı deniz tuzu
• 3 yemek kaşığı esmer şeker
Nasıl yapılır ve cilde uygulanır
1. Kakao tozu, deniz tuzu ve şekeri ve sütü bir kapta kıvamlı bir hale gelene kadar karıştırın.
2. Karışımı yüzünüze uygulayın.
3. 15-20 dakika kadar bekletin
4. Su ile yıkayın.

4. Kakao tozu, kil, limon, yoğurt ve hindistan cevizi yağı yüz maskesi

Limon ve yoğurt, gözeneklerin tıkanmasına engel olur ve cildin renginin açılmasına yardımcı olabilir. Kakao tozu antioksidan bakımından zengindir ve hindistancevizi yağı ve kil ile birlikte kullanıldığında cildi tazeleyecektir.
Malzemeler
• 1 yemek kaşığı kakao tozu
• 2 yemek kaşığı kil
• 2 yemek kaşığı sade yoğurt
• 1 çay kaşığı limon suyu
• 1 çay kaşığı hindistan cevizi yağı
Nasıl yapılır ve uygulanır
1. Kakao tozunu ve diğer malzemeleri bir kapta iyi bir kıvama kavuşuncaya kadar iyice karıştırın.
2. Ortaya çıkan karışımı yüzünüze uygulayın.
3. 15-20 dakika kadar ciltte bekletin.
4. Su ile yıkayın.

5. Kakao, muz, karpuz ve çilekli yüz maskesi

Karışık meyvelerle yapılan yüz maskeleri iyi bir nemlendiricidir ve cildin daha sağlıklı olmasını sağlar. Bu yüz maskesi oldukça besleyicidir ve özellikle yaz aylarında cildi serinletir ve rahatlatır.
Malzemeler
• 1 yemek kaşığı kakao
• 1 muz (püre)
• 1 yemek kaşığı kadar çilek
• 1 yemek kaşığı kadar karpuz
Nasıl yapılır
1. Bir kapta bütün malzemeleri güzel bir kıvam alana kadar karıştırın.
2. Karışımı yüzünüze uygulayın.
3. 15-20 dakika ciltte bekletin
4. Su ile durulayın.

6. Kakao, yulaf ve zerdeçal yüz maskesi

Zerdeçal yüzdeki istenmeyen tüylerinin giderilmesi, cildin yumuşatılması ve cilt tonunun aydınlatılması bakımından faydalıdır.

Yulaf, ölü cilt hücrelerini ciltten uzaklaştırmak ve parlak ve sağlıklı görünmesini sağlamak için cildin pul pul dökülmesine yardımcı olmaktadır.
Malzemeler
• 1 yemek kaşığı kakao tozu
• 1 yemek kaşığı yulaf
• 1 çay kaşığı zerdeçal tozu
• Kıvam vermek için süt
Nasıl yapılır
1. Kakao tozu, yulaf ve zerdeçal tozunu bir kaba koyun ve kıvamlı bir macun oluşturmak için sütü içine dökün.
2. Karışımı yüzünüze uygulayın.
3. 15-20 dakika bekletin.
4. Su ile yıkayınız.

7. Kakao, avokado ve ballı yüz maskesi

Avokado, cildin sağlığını destekleyen, cildi yumuşatan ve nemlendiren vitaminler, yağ asitleri ve mineraller bakımından zengindir.
Malzemeler
• 2 yemek kaşığı kakao
• 1 yemek kaşığı bal
• 2 yemek kaşığı avokado (püre halinde)
Nasıl yapılır ve cilde uygulanır
1. Kakao, bal ve avokadoyu bir kapta iyi bir kıvam kazanıncaya kadar karıştırın.
2. Maskeyi yüzünüze uygulayın.
3. 15-20 dakika bekletin.
4. Ilık suyla yıkayın.

Kaynak: Cocoa Powder Skin Benefits and Face Masks

13 Nisan 2020 Pazartesi

Yüzünüzü gençleştirin
Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Beyhan Çakır, “Üzgün, yaşlı ve yorgun ifadeden kurtulmak mümkün” müjdesini verdi.

Bakışlar ve yüz ifadesinin, kişi hakkında oluşacak algıda çok etkili olduğunu vurgulayan Çakır, bunun yanında bir kişinin yüz ifadesinin aynı zamanda o bireyin ruh halini yansıttığı tezinin de her zaman geçerli bir durum olmadığı uyarısında bulundu. Çakır, “Yorgun ve bezgin ifadenin nedeni; göz çevresinde oluşan kırışıklıklar, dolgunluğun azalması ya da göz altında yıllar içinde oluşan torbalanmalar da olabilir. Çevrenizde yüzüne baktığınızda üzgün, bezgin ve yorgun görünen ama gerçekte oldukça mutlu ve dinamik yaşayan birçok insan bulabilirsiniz. Bu görüntünün asıl nedeni göz çevresindeki yapıların yıllar içinde eski formunu ve şeklini kaybetmesidir. Günümüzde bu problemler çözülebilmekte, daha genç bir görünüme ve ifadeye kavuşmak mümkün” dedi.

“GÖZ ÇEVRESİNİN YAŞLANMA SÜRECİ OLDUKÇA KARMAŞIK”

Göz çevresinin yaşlanma sürecinin oldukça karmaşık olmasının yanında ilk olarak çizgi ve kırışıklıklar başladığını anlatan Çakır, bu aşamada botox tedavisinin oldukça etkili çözümler sunduğunu dile getirdi. Güneşin neden olduğu cilt yıpranması, lekelenmeler ve ince kırışıklıkların kimyasal soyucular ile düzeltilebileceğine dikkat çeken Çakır, zaman içinde göz kapaklarındaki ciltte sarkmalar, hacim kaybı, yağ yastıkçıklarının yerlerini kaybetmesiyle göz etrafındaki çukurlar ve torbalanmalar oluşmaya başladığını hatırlattı. Çakır, “Yıllar geçtikçe gençlik yıllarında sahip olunan keskin hatlı elips şeklindeki göz görüntüsü sarkmaya bağlı olarak daha yuvarlak bir hal alır. Genç yaşlarda alt göz kapağından yanaklara düzgün bir geçiş varken, zamanla alt göz kapağında torbalanmalar ve yanaklardaki yağ dokusunun aşağıya doğru yer değiştirmesi sonucu gözyaşı oluğu daha belirgin hale gelir. İşte bu görüntü yorgun ifadenin asıl nedenidir” ifadesini kullandı.

“GÖZ ÇEVRESİNE YAPILACAK GİRİŞİMLER HATAYI AFFETMEZ”

“Bu aşama da artık cerrahi bir tedaviye ihtiyacınız var demektir” diyen Çakır, açıklamasını da şöyle sürdürdü; “Bu tedavi sadece göz kapaklarına yönelik ‘blefaroplasti’ olarak adlandırdığımız bir ameliyat olabileceği gibi, orta yüzü de içine alan daha kapsamlı bir ameliyat da olabilir. Eskiden bu torbalar alınıyordu, ancak güncel yaklaşımda bu torbaları almayıp göz altı yağ dokularını yeniden düzenliyor, bazen kişinin kendi yağını kullanarak yağ enjeksiyonları yapıyoruz. Göz çevresine yapılacak girişimler hatayı affetmeyeceği için her dolgu göz altı bölgesinde kullanılamaz. Yüz bölgesinde kişinin kendi yağından hazırlanan kokteylin enjeksiyonu sadece dolgunluk sağlamakla kalmayıp ciltte parlaklık ve canlılık da sağlıyor.”

“DÜŞÜK KAŞ VE GÖZLER, GÖZÜN DIŞ KISIMLARINI GİZLİYOR”

Son zamanlarda kendisine başvuran hasta grubunda bu tür kombine işlemler isteyenlerin sayısının arttığı bilgisini de veren Opr. Dr. Çakır, bu tür bir işlemde kişi hem istemediği yağlardan kurtulduğunu, hem de yüzünde dolgunluk ve canlılık elde edebildiğini söyledi. Çakır, “Üst göz kapağıyla ilgili olarak konuşmak gerekirse; düşük kaşlar ve gözler gözün dış kısımlarını gizleyerek yüze kapalı bir görüntü verir. Zamanla buna cildin gevşeyerek sarkması da eklenirse artık yaşlı ve üzgün bir ifadeye sahip oldunuz demektir. Siz istediğiniz kadar aksini iddia edin, sizi çok iyi tanımayan insanlardaki bu algıyı değiştirmeniz çok zordur. Üst göz kapağı blefaroplastisinde bu bölgedeki yağları yeniden düzenliyor, fazlalıkları alıyor, gerekiyorsa yağ eklemeleri yapabiliyoruz” diye konuştu.

“İYİ BİR SONUÇ İÇİN PROFESYONEL BİR ÖNGÖRÜ VE BİLGİ ŞART”

Özellikle üst göz kapağı estetiğinde kaşların konumu da sonuç üzerinde etkili olduğu yorumunda bulunan Opr. Dr. Beyhan Çakır, açıklamasını da şöyle sürdürdü;

“Kaşların pozisyonu normalde de biraz düşükse üst göz kapağındaki fazla derinin alınması kaşların daha aşağıda görünmesine sebep olabilir. Bu gibi durumlarda üst göz kapağı blefaroplastisinin kaş kaldırma operasyonuyla birlikte yapılması daha doğal ve çekici bir görünüm sağlayacaktır. Bazen tek başına bir kaş kaldırma operasyonu bile üst göz kapağına bir işlem uygulanmaksızın da yeterli sonucu verebilir. İyi bir sonuç için ne tür bir işlem uygulanacağı ve nasıl bir tekniğin kullanılacağı profesyonel bir öngörü ve bilgi gerektirir.”

Boyun güzelliğine ameliyatsız çözümler

Boyun tıpkı yüz gibi, zamanın izlerini en fazla gösteren bölgelerden bir tanesi. Gevşeyen, kırışan ya da fazla yağ dokusu sebebiyle gıdık oluşan bu bölgeye, farklı estetik işlemlerle, mevcut soruna yönelik çözümler üretilebiliyor.

Op. Dr. Bülent Cihantimur, boyun estetiği için yapılabilecek, cerrahi teknikleri ve medikal uygulamaları anlattı. Yaşa bağlı olarak ya da sık kilo alıp vermeyle gelişebilen boyun estetiği sorunlarını, bölgedeki mevcut problemin derecesine göre kişiye özel çözümlerle giderildiğini ve ayrıca önleyici uygulamalarla oluşabilecek deformasyonu engelleyebildiklerini açıkladı. " Boyun estetiği yüz estetiği ile bütün olarak düşünülmesi gereken bir konudur. Yüz estetiğinin devamı niteliğindedir ve deformasyon eş zamanlı olarak gelişir. Eğer çok ileri derecede hindi boyun olarak tabir ettiğimiz sarkıklık, form kaybı ve ya aşırı derecede sarkma sorunu varsa, cerrahi bir müdahale olan boyun germe ameliyatı yapılır" diyen Op. Dr. Bülent Cihantimur, kliniklerinde uygulanan diğer boyun germe uygulamalarına ve ameliyatsız çözümlere de değindi.

Boyun güzelliğine ameliyatsız Örümcek Ağı Estetiği

Geçtiğimiz senelerin en favori ameliyatsız cilt gençleştirme tekniği olan Örümcek Ağı estetiğini boyun estetiğinde de kullandıklarını açıklayan Bülent Cihantimur, cerrahiye alternatif bu tekniğin önleyici ve tedavi edici avantajlarından faydalandıklarını söyledi ve ekledi: "Örümcek Ağı Estetiğinde, hastamızın boynundaki deformasyon derecesine uygun adette ip, ince uçlu iğnelerle bölgeye yerleştiriliyor. Aynen yüz bölgesinde olduğu gibi, boyunda da iplere reaksiyon veren cilt alt dokusu, kolajen, elastin ve fibroplast üretimini hızlandırarak, mevcut alanda gençleşme, gerginlik ve toparlanma sağlıyor. Boyun form kazanıyor ve oluşabilecek diğer sarkma sorunlarının da bu sayede önüne geçiliyor. Üstelik hastamız işlem sonrası sosyal hayatına hemen geçiş yapabiliyor."

Medikal uygulamalarla boyun bölgesi form kazanabilir

Boyundaki mevcut estetik sorunlara yönelik olarak, farklı medikal uygulamaların da yapılabileceğini söyleyen Cihantimur, Ultherapy, Hyluronik asit içerikli mezoterapi, Secret ve PRP uygulamalarının boyun estetiği için son derece etkili işlemler olduğunu söyledi. Ayrıca, " Boynu kesinlikle yüzden ayrı tutmamak gerekiyor, bu yüzden yüzünüze gösterdiğiniz önemi, boyun bölgesine de göstererek, birbirinin devamı olan bu alanı korumak, bakım yapmak çok önemli. Kliniklerimizde uygulanan ameliyatsız teknik ve uygulamalar, boynun genç kalmasını sağlar ve yıpranmasını önleyici tedbirler olarak, boyun güzelliğinin istikrarını tazeler" açıklamasında bulundu.

Yüzdeki altın oranın püf noktası
Son dönemde Türkiye'de ve Hollywood'da en çok yaptırılan estetik uygulamalar arasında çene ameliyatı ve çene dolgusu dikkat çekiyor. 

Yüz hatlarını belirginleştirmek ve kusurları kapatmak için çene küçültme ya da büyütme ameliyatları yaptırılabiliyor. Özellikle burun estetiği yaptıranların daha çok tercih ettiği uygulama sayesinde yüzdeki altın orana da ulaşılmış oluyor.

Çene ameliyatı ve çene dolgusu Türkiye'de ve Hollywood'da ünlülerin en çok tercih ettiği estetik uygulamalar arasında yerini aldı. Özellikle ekranların sevilen birçok ünlü ismi yüzdeki altın oranı bulmak adına çene ameliyatı oluyor ya da çene dolgusu yaptırıyor. Yüz çerçevemizi belirleyen en önemli yer olan çenenin küçültülmesi, büyütülmesi, yanlardan daraltılması, golf topu gibi pütürlü görüntüsünün giderilmesi artık mümkün.

Burun estetiği ile birlikte en çok yaptırılan işlemin çene ameliyatı olduğu belirten İstanbul Estetik kurucu hekimlerinden Doç. Dr. Ümit Taşkın, yüzdeki altın oranın en önemli tamamlayıcısının çene olduğu belirtti.

Yüzdeki Oransal Sorunların Kaynağı Çene

Hangi durumlarda çene ameliyatlarının yapıldığından bahseden Doç. Dr. Ümit Taşkın, "Çene ucu ameliyatları için belirli bir standart vermek doğru değildir. Kişiye özgü sonuçları vardır. Burun ameliyatı olanlar ya da olmak isteyenler yüzlerindeki oransal problemin çenede olduğunu genelde anlamıyor. Bu nedenle burun estetiği ile birlikte en çok yaptırılan işlemler arasında çene ameliyatı ilk sıralarda yer alıyor. Eğer çenede küçük kusurlar varsa ve çene büyütülmek isteniyorsa silikon protez, hastadan alınan yağ hücreleri veya dolgu malzemeleri kullanıyoruz" dedi.

Çene kısaltmasına ilişkin bir ameliyat durumu söz konusu olduğunda çene cerrahı ile konsulte edilerek tedavinin planlandığını belirten Taşkın, "Çene ucunun normalden uzun veya önde olduğu durumlarda alt dudak iç yüzünden girilerek fazla kemik kısmı tıraşlanabiliyor. Özellikle gece uykuda diş sıkma problemi olanların yaşadıkları sorunlardan biri olan çene köşelerinin büyüklüğü durumunda da çiğneme kasının fazla kısımlarını çıkarabiliyoruz. Bu kısımlar normalden küçük ise büyütmek için yine protezlerden faydalanıyoruz" açıklamasında bulundu.

7 Gün İçinde Normal Hayata Dönüş

Ameliyat hakkında bilgi veren Taşkın, "Çene ameliyatı yaklaşık 1 saat süren bir ameliyat. Hastanın hastanede yatmasına gerek yoktur. Ameliyat sonrasında 2-3 gün süre ile hastanın sıvı ılık gıda ile beslenmesi gerekiyor. 3-4 gün sonra kademeli bir şekilde katı gıdalara da yavaş yavaş geçiş sağlanabilir. Hasta 7 gün gün sonra normal hayatına geri dönebiliyor. Sadece ağız içinde kendiliğinden eriyen dikiş kullanılıyor. Hastanın işlem sonrasında konuşma problemi olmuyor. Alt dudakta bir kaç hafta süren hissizlik olabiliyor" dedi.

Bu uygulamalar, cildi sıkılaştırıyor
Cildinde sarkma, gevşeme sorunu yaşayanlar ve cilt kalitesini artırmak isteyenler, ameliyatsız cilt sıkılaştırma çözümlerine yöneliyorlar

Estetik, Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Bülent Cihantimur, ameliyatsız işlemlerle yüz dahil sorun yaşanan her cilt bölgesinde farklı çözümler sağlayabildiklerini söyledi: " Cildin zaman içinde sarkması, kalitesinin bozulması, kırışıklıklar ve gevşeme gibi problemler yaşaması, beklenen, fizyolojik bir süreçtir. Fakat ameliyatsız ve son derece etkili müdahalelerle, mevcut sorunları artık gelişen teknoloji sayesinde çözümleyebiliyoruz. Cilt sıkılaştırmada en fazla tercih ettiğimiz uygulamalar ise Radyofrekans ve Ultherapy.

Radyofrekans cildin derin tabakasına ısı göndererek, vücudun doğal yara iyileşmesine tepki vermesine, kolajen üretimini artırmasına vesile olur. Ultherapy ise yine cildin derin tabakasına ultrasonik enerji verilmesi suretiyle yapılır, küçük termal patlamalar yaratır. Fokuslanan alanda kolajen doku uyarılır. Her iki uygulamada da kolajenin aktif hale getirilmesi ve yenilenmesiyle ciltte sıkılaşma, kalitesinde artış yaşanır".

Cerrahiye alternatif

"Eğer yüz, boyun, kol ve bacak içlerinde ayrıca karın bölgesinde sarkma sorunu yaşıyorsanız, RF ve Ultraterapi son derece iyi geri dönüşler almanızı sağlar. Ayrıca cerrahi müdahalelerden sonra yaşanabilen cilt gevşeklikleri yine aynı şekilde çözümlenebilir. Kolajenin yenilenmesi cildin kalitesini artırır.

Cilt sıkılaştıkça mevcut ince çizgiler ve derinin gevşeklik sorunu da ortadan kalkar. Ayrıca cerrahi olarak cilt germe operasyonlarını tercih etmeyenler için de, son derece etkili alternatiflerdir" diyen Bülent Cihantimur, seans sayısı ve aralıklarının muayene sonrası belirlendiğini vurguladı.

Çok fazla avantajı var

Kesi yapılmadan, cihazlarla cilt altına fokuslanan bu uygulamaların çok fazla avantajı olduğunu açıklayan Op. Dr. Bülent Cihantimurr, ayrıca şunları söyledi: " Her cilt tipine uygun olan bu uygulamaların en büyük avantajı, kesinin olmayışıdır. İz kalmaz, minimal ağrı ve rahatsızlık sadece uygulama sırasında hissedilir.

Cildin yüzeyini bozmadan, derin yapısal destek katmanları uyarılarak, etkileşim yapılır, bu da içten dışa doğru bir iyileşme, sıkılaşma, dirilik, kırışıkların azalması ve form kazandırma gibi etkiler sunar. Periyodik olarak devam edilmesi durumunda cerrahi uygulamalara gerek kalmadan kişiler sıkı ve formunda bir cilt kalitesini sürdürürler".

Çatlaklardan nasıl kurtulursunuz?
Pekçok kadın vücudunda oluşan çatlaklardan dert yakınır. Peki çatlaklardan nasıl kurtulursunuz?

Selülit için birçok krem ve tedavi yöntemi söz konusuyken, beyaz yol yol görünen çatlaklara hiçbir çözüm yoktu. Ta ki bugüne kadar.

Çok kilo alıp vermekten ya da doğum sonrası vücudumuzda hayatımız boyunca taşınacak izler, çatlaklar oluşur. Aynaya bakmanın kabusa dönüştüğü çatlakları artık yok etmek mümkün. Nasıl mı? Sorumuzun cevabını Epibeauty'nin sahibi Estetisyen Figen Yaşar Şen'den alacağız.

Vücut çatlakları (striae) çatlakları nedir? Nasıl oluşur?
Dr. Figen Yaşar Şen: Cilt üst üste sıralanmış olan epidermis, dermis ve hipodermisten oluşur. Dermis; cildin çatışıdır, koruyucusudur. Kolajen lifler; cildin dayanıklılığını, derinliğini ve yapısal bütünlüğünü sağlar. Elastin liflerse daha incedir. Birlikte bir ağ oluşturur ve cildin elastikiyetinde önemli bir rol oynarlar. Kolajen ağlar düzensizleşir ve elastin lifler koparsa, cildi sıklaştıran tüm yapı yıkılır ve cilt yaraya benzer çizgili bir hal alır. Basit bir anlatımla, deri altındaki yağ miktarının normalden fazla artıp azalmasıyla, aynı hızda ve oranda esnemeyi başaramayan cilt yıpranır, yırtılır, ayrılır. Daha sonra bu bölgeyi vücut, onarım dokusuyla doldurmaya çalışır ve yara izi gibi (sönmüş balona benzer) izler oluşur. Bu izlere striae (çatlak) denir. Bunlar yeni oluştuklarında, derecelerine göre açık pembeden morumsu tonlara kadar değişik renklerde olup, uzun vadede beyaza yakın bir renk alırlar. Aşırı kilo alıp verme, hamilelik, ağırlık çalışan sporcularda omuz bölgesine aşırı yük binmesi, ergenlik çağında hızlı büyüme/ kortizon kullanımı, glükokortikoid hormonlar, yanlış beslenme ve bazı hastalıklar (Cushing sendromu, Marfon sendromu vb.) çatlakların oluşmasına neden olur.

Çatlaklar tıbbi bir sorun oluşturur mu?
Dr. Figen Yaşar Şen: Tıbbi bir sorun oluşturmazlar fakat kozmetik ve estetik olarak rahatsız edici bir durumdur.

Fazla kilo alıp vermekle oluşan çatlaklarla, hamilelik çatlaklıkları arasında bir fark var mıdır?
Dr. Figen Yaşar Şen: Hamilelikte genellikle beşinci aydan sonra görülmeye başlayan çatlaklar daha çok karnın alt bölgesine yerleşirler. Zamanla ve orantısız kilo alımı devam ederse bacaklarda, göğüslerde, bel çevresinde ve kollarda da oluşabilirler. Fazla kilo alıp vermedeyse durum çok farklı değildir, sadece bacak ve bel çevresindeki çatlaklar daha sık olarak görülebilir.

Çatlaklar kendiliğinden iyileşir mi? Güneşlenmek bir tedavi yöntemi midir?
Dr. Figen Yaşar Şen: Çatlaklar kendiliğinden iyileşmez, bronzlaşmakla görünürlüğü kaybolmaz; aksine açık renk kalacağı için görsel olarak daha belirgin bir hal kazanır. Ayrıca zayıflamakla da kaybolmazlar. Kalıcı çözümleri ancak tıbbi tedavi sağlayabilir.

Çatlakları tedavi ettiği iddiasındaki kremler ne kadar etkilidirler?
Dr. Figen Yaşar Şen: Kremler ancak çatlaklar oluşmadan önce kullanıldıklarında büyük ölçüde faydalı olabilirler. Çatlaklar oluştuktan sonraki dönemdeyse bu tür kremlerin çok faydası olmaz.

Çatlaklar nasıl tedavi edilir?
Dr. Figen Yaşar Şen: Hekimler tarafından uygulanan değişik tedavi yöntemleri vardır. Biz Epibeauty Güzellik Merkezi'nde yeni ve etkili bir tedavi yöntemi olan Derma-Terapi uygulayarak çok başarılı sonuçlar alıyoruz.
Derma-Terapi, üzerinde 192 adet mikro iğne olan bir aparatla ciltte 1 santimetrekarede yaklaşık 300 adet mikro kanal açıp, cildin onarım mekanizmasını uyararak bu kanallar aracılığıyla büyüme faktörü, PRP plazma, biyomimetik peptitler içeren formülleri cilde zerk etme esasına dayanan bir tedavi yöntemidir. Bu maddeler hücrelerin ciltte çoğalmasını sağlamanın yanı sıra, fibroblast, kretinosit gibi hücrelerin ihtiyaç duyulan kolajen, hyalüronik asit ve elastin lifler gibi oluşumların daha fazla üretimini tetikler. Tedavi sonunda çatlakların belirginliği büyük ölçüde kaybolur. Hastada estetik kaygı oluşturmayacak düzeye gelinir. Bu tedavi yöntemi mutlaka hekim tarafından uygulanmalıdır.

Tedavi, çatlak sorunu olan herkese uygulanabilir mi?
Dr. Figen Yaşar Şen: Öncelikle tedavinin uygulanacağı hasta, uygulamayı yapacak olan hekim tarafından muayene edilir. Gebelik, diyabet ve habis hastalıklarda prensip olarak tedavi uygulanmamaktadır. Hekimin tıbbi kanaati tedavinin uygun olduğu yönündeyse, 18 yaş üstü tüm yaş gruplarına, cinsiyet ayrımı yapmaksızın uygulanabilir.

Bu tedavi herkeste aynı sonucu verir mi?
Dr. Figen Yaşar Şen: Tıpta hiçbir tedavi herkeste aynı sonucu vermez. Kişinin yaşı, kilosu, cilt tipi, genetik yapısı, kullandığı ilaçlar, beslenme şekli, yaşam tarzı ve en önemlisi çatlak oluşumundan sonra ne kadar zaman geçtiği tedavinin sonucunu doğrudan etkileyen faktörlerdir. Buna rağmen Derma-Terapi, tedavi sonucunda hemen her hastayı mutlu eden bir yöntemdir.

Uzun zaman önce oluşan çatlaklarla, daha yeni oluşmuş olan çatlaklar arasında uygulanan tedavi arasında bir fark var mı?
Dr. Figen Yaşar Şen: Yeni oluşmuş çatlakların tedavi süreci daha kısa ve hasta açısından daha az zahmetlidir. Kullanılan ilaç türleri, miktarları farklıdır ve uygulamanın seans sayısı da değişmektedir.

Badem Yağı Saç Dökülmesine İyi Gelir mi?
Saç dökülmesi gerçekten de çok can sıkıcı olabilir. Saçlarının gün geçtikçe azaldığını görmek bir kadının yaşayabileceği en acı verici şeylerden biridir. Sorun kimisini o kadar etkilemeye başlar ki, kişi kendine güvenini kaybetmeye ve evden çıkmaktan kaçınmaya başlayabilir. Üstesinden gelmesi zor bir savaştır, ancak saç dökülmesiyle mücadeleye yardımcı olan doğru malzemeleri içeren iyi bir saç bakım rutini ile bu savaşı kazanabilirsiniz.

Badem yağı saç dökülmesini azaltmak için kullanılabilecek oldukça etkili bir yağdır. Annelerimiz ve büyükannelerimiz saçları sağlıklı tutmak için yağlamanın en iyi yöntem olduğunu söylerlerdi. Kepek, beyazlama, kuruluk veya saç dökülmesi olsun, tüm problemler için saçları yağlamanın her probleme çözüm olacakmış gibi görünmesini sağladılar. Biz çocukken pek aldırış etmemiş olsak da, şimdi onların hiç de haksız olmadıklarını fark ettik. Peki gerçekten badem yağı saç dökülmelerine iyi gelir mi ve saçların sağlıklı büyümesi ve uzamasını desteklemek için nasıl fayda eder? Öğrenmek için okumaya devam edin.

Kullanım: Az bir miktar badem yağını avuç içinde yaydıktan sonra direk olarak saçlarınıza uygulayabilir ya da hint yağı, muz, yumurta ve bal gibi diğer malzemelerle karıştırılarak yapılan badem yağlı 15 saç maskesi tarifi ve saça uygulama yazısına göz atarak daha detaylı bilgi edinebilirsiniz.

Saç Dökülmesi İçin Badem Yağı Kullanmanın Faydaları

Badem yağı saç sağlığı için çok sayıda fayda sağlar. Bunu, antienflamatuar özellikler içermesi ve omega-6, omega-3 ve omega-9 yağ asitleri gibi yağ asitleri açısından zengin olması ile sağlar. Ayrıca yüksek antioksidan aktivitesi ile bilinen E vitamini ve magnezyum içerir. Bu bileşenler saç sağlığına nasıl faydalar sağlar ve saç dökülmesini nasıl tedavi eder daha detaylı bakalım.

1. Saçları besler

Badem yağının içeriğinde yüksek oranda bulunan yağ asitleri ve protein saça yumuşaklık ışıltı katar. Besinler saç derisine ve saç gövdesine derinlemesine nüfuz ederek her bir saç telini besler ve parlak ve güçlü olmalarını sağlar. Aynı zamanda badem yağı nispeten yapışkan yapılı değildir ve yıkanması kolaydır.

2. Saçlardaki hasar onarır

Badem yağı, fön makineleri, saç düzleştiricileri ve saç maşaları gibi ısı ile şekillendirme yapan araçlarının neden olduğu hasarı onarır. Aynı zamanda kimyasal işlem görmüş saçların iyileşmesine yardımcı olur. Bu da, kırılmalar nedeniyle oluşan saç kaybını en aza indirmeye yardımcı olur.

3. Zengin antioksidan içeriğine sahiptir

Badem yağında bulunan E vitamini, saçları güçlü ve parlak yapan ve saç hasarına karşı mücadele etmeye yardımcı olan antioksidanlar bakımından zengindir. Saç sağlığı söz konusu olduğunda serbest radikaller büyük bir sorundur. Antioksidanlar saç sağlığını koruyarak serbest radikalleri nötralize etmeye yardımcı olur.

4. Antienflamatuardır

Badem yağı içeriğinde bulunan iltihap önleyici bileşenleri tahriş olmuş bir kafa derisini yatıştırmaya yardımcı olur. Çevre kirliliği, kepek, kaşıntı ve ekstrem durumlarda saç dökülmesi gibi sorunlara yol açabilir. Badem yağının anti-enflamatuar bileşenleri bu semptomları hafifletmeye yardımcı olur.

5. Kan dolaşımını artırır

Saç derisine badem yağı masaj yapmak kan dolaşımını artırmaya yardımcı olur. Bu, saç foliküllerinin sağlıklı saç üretebilmeleri için daha iyi beslenmesini sağlar.

6. Yağ üretimini kontrol altında tutar

Saç dökülmesi yağlı saçlı insanlar arasında çok görülen bir sorundur. Badem yağı, aşırı duyarlı yağ bezlerini sakinleştirmeye yardımcı olur ve yağ üretimini kontrol altında tutabilir. Aynı zamanda başarılı bir şekilde saçları ağırlaştırmadan bakımlı olmalarını sağlayan en hafif saç yağlarından biridir ve her ikisi için de idealdir. Hem yağlı ve hem de kuru saç tipleri için idealdir.

Saç dökülmesinin en büyük nedenlerinden biri saç derisinin sağlıksız olmasıdır. Badem yağı kullanmak saç derisi sağlığını iyileştirir ve saçların sağlıklı uzamalarını sağlar. Uyuyan saç köklerini uyararak saçların yeniden çıkmasını destekler.

Sonuç: Saç dökülmesi şüphesiz bir kadının başa çıkabileceği en zor şeylerden biridir. Ancak doğru malzemeleri kullanmak onunla başa çıkma sürecini önemli ölçüde hafifletebilir. Saç dökülmesine karşı savaşmak ve saçlarınızı eski ihtişamına döndürmek için badem yağı kullanın.