9 Temmuz 2019 Salı

Türk kadını Avrupalıya göre daha bilinçli
Dünya genelinde 12 ülkede, yaklaşık 18 bin kişi ile yapılan araştırma, doğu ile batı arasındaki güzellik algısı farkını ortaya koydu. Batı ülkelerinde güzelliğin 'güç' olduğu algısı kabul görmezken; doğuya doğru gittikçe oran yüzde 73'e kadar yükseldi.

Dünya kadınları, yüzde 60 oranında güzellikte 'güven'in önemli olduğu konusunda birleşti ancak araştırmaya katılan sadece 7 kişiden 1'i bu konuda araştırma yapıyor.

Amerika'dan Avrupa'ya, Uzakdoğu'ya kadar 12 ülkede, yaşları 20 ila 65 arasında değişen yaklaşık 18 bin kişiye 'güzellikte güven'in önemi soruldu. 2018'in ilk 3 ayı içinde yapılan global araştırmada ortaya çarpıcı sonuçlar çıktı.

Araştırma, doğu ile batı arasındaki güzellik algısı farkını gözler önüne sererken güzellikte güvenin önemini de ortaya koydu. Buna göre tüm dünyada iyi ve güzel görünmek yüzde 60 oranında önemseniyor ancak sadece 7 kişiden 1'i güzellik amacıyla kullandığı ürünleri araştırıyor.

Her yüz kişiden 75'i yüze enjekte edilen toksinlerin güvenilirliğini sorguluyor; yüzlerine enjeksiyon yaptırabilecek yüz kişiden 27'si, pozitif klinik araştırmalar ve kanıtlarla desteklenen bir markanın karar vermelerini sağlamada etkili olabileceğini vurguluyor. Ancak uygulamaya geldiğinde pek azı doktorunun kendisine uyguladığı ürünün markası ve içeriğini soruyor.

Dr. Koen De Boulle bu sonucu şu şekilde yorumluyor: 'Estetik ve plastik cerrahlara giden insanların yüzde 90'ı bilgisiz. Sadece yüzde 10'u görüşmek öncesinde araştırma yapıyor. Referans ile gitseniz ve doktorunuza güvenseniz dahi;


  • Doktorunuzun size ne enjekte ettiğini sorun,
  • Uygulanacak ürünün paketinden çıktığında ilk kez açıldığına emin olun,
  • Bir şey uygulanmadan önce ne yapılacağını bilin,
  • Doktorunuzun özgeçmişini araştırın,
  • Doktorunuzun uygulayacağı teknik konusunda daha önceden tecrübesi var mı diye soruşturun,


Türk kadını Avrupalıya göre daha bilinçli

Araştırmanın sonuçlarını yorumlayan Prof. Dr. Reha Yavuzer ise Türk kadının estetik ve güzellik konusunda Avrupalılara göre daha bilinçli olduğunu söylüyor. Yavuzer, "Yüz güzelliği için kullanılan ürünlerin içerik ve detaylarını Avrupalı kadınlar büyük oranda araştırmazken Türk kadının neredeyse yarısı düzenli olarak araştırma yapıyor. Bu konuya en fazla kafa yoran, yüzde 63 oranı ile Hintli kadınlar." diyor.

Erkekler burun, kadınlar meme estetiğini tercih ediyor
Yüzün tam merkezinde olan burun, yüz güzelliğini en çok etkileyen yapıların başında geliyor ve her geçen gün burun estetiği ameliyatlarında gözle görülür bir artış yaşanıyor. 

Türkiye'de tercih edilen estetik operasyonlar içerisinde burun estetiğinin ilk sırada yer aldığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Haluk Duman, "Estetik cerrahi denince akla kuşkusuz burun operasyonları geliyor. Erkeklerde burun estetiği birinci sıradayken, kadınlarda meme cerrahisi ilk sırada yer alıyor" açıklamasında bulundu.

Burun ameliyatlarının sadece estetik nedenlerden yapılmadığını, doğumsal veya yaralanmaya bağlı bozuklukları düzeltmek veya soluk almadaki bazı problemlerin çözülmesi amacıyla da yapılabildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Haluk Duman, "Burun ameliyatı ergenlik çağı bitiminden, yani 16-17 yaşından sonra yapılmalı" uyarısında bulundu.

Burun ameliyatı hastanın yüzünden bağımsız yapılmamalı

Burun ameliyatının bulunduğu yer itibariyle diğer tüm estetik ameliyatlara nazaran daha özellikli bir ameliyat olduğunu söyleyen Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Haluk Duman, "Ameliyat planlamasında, hastanın burnunu kişisel ve farklı yapan pozitif özelliklerin korunarak bunu bozan özelliklerin düzeltilmesi ve değiştirilmesi yolu izleniyor" açıklamasında bulundu. Yüzün genel olarak büyüklüğü, elmacık kemiklerin çıkıklığı, gözlerin yapısı, yüzün uzunluğu gibi noktaların göz önüne almadan herkeste aynı kavisli ve küçültülmüş burunlar yapmanın iyi sonuç vermeyeceğini vurgulayan Duman, "Burun ameliyatları hiçbir zaman hastanın yüzünden bağımsız olarak yapılmamalı. Karşımızdaki kişinin burnu dikkat çekmeyecek bir doğallıkta olmalıdır. Burun estetiğinin en güzel yanı da budur" dedi.

İkinci bir ameliyat gerekebilir

Burun ameliyatlarında hastanın yapılan burnu beğenmemesinin istenmeyen bir sonuç olduğunu ancak her zaman ikinci bir operasyona ihtiyaç duyulabildiğini anlatan Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Haluk Duman, "Bir cerrahın revizyon denilen ikinci kez düzeltme oranı yüzde 5'in altında olması gerekir. İyi yapılmış ve hastanın da memnun olduğu bir burun ameliyatı ikinci kez tekrarlanmaz. Tekrar ameliyatlarının sıklığı hastanın burnunun ameliyat öncesindeki özelliklerine bağlı olabildiği gibi, hastanın beklentisi ve cerrahın tecrübesiyle ilişkili" şeklinde konuştu.

Burun estetiği alanında uzmanlaşmış cerraha başvurulmalı

Burun estetiğinin hem plastik cerrahlar hem de kulak burun boğaz cerrahları tarafından yapıldığının altını çizen Prof. Dr. Haluk Duman, "Her türlü estetik ameliyatı yapan veya her türlü KBB ameliyatını yapan cerrahlardan çok burun estetiği ve fonksiyonunda uzmanlaşmış doktorlar en iyi sonuca varılmasını sağlar. Bu konuyu araştırın ve burun cerrahı seçiminde doğru bir karar verin" dedi. Estetik ameliyatlar için Türkiye'ye yabancı ülkelerden çok hasta geldiğini vurgulayan Duman, "Burun estetiği için özellikle de Bahreyn, Rusya ve Kuzey Irak'tan çok hasta geliyor" dedi.

Selülit ve sarkmalar için önlemleri alın
Yazın tatil boyunca gereğinden fazla tüketilen tatlılar ve açık büfe yemekler, birçok kişinin tatilden kilo alarak dönmesine neden oldu. 

Kilo alımı ile birlikte gelen selülit görüntüsündeki artış da kadınların canını sıkmaya başladı. En sık yapılan yanlışın ise fazla kilolardan kurtulurken, sarkmalara ve selülitlere karşı önlem alınmaması olduğu belirtiliyor.

Yaz boyunca tüketilen açık büfe yemeklerden, plajda yenilen aperatiflerden ve bayram tatlıları yüzünden birçok kişi tatilden kilo alarak geri döndü. Kilo alımına ek olarak selülit görüntüsünün fazlalaşması kadınlar için moral bozucu bir hal alıyor. Kadınların kilo verirken yaptığı en büyük hatanın aynı anda selülit ve sarkmalarla mücadele etmemesi olduğunu belirten Ladies Güzellik Merkezi Cilt Bakım Uzmanı Burcu Güleryüz, dünyada ilk, tek seferde inceltme, sıkılaşma, selülit ve şekil verme işlemini bir arada yapan LPG Alliance'ın kurtarıcı olduğunu vurguladı.

Kilo Kaybederken Selülit Tedavisi de Yapılmalı

Ekranların sevilen ünlü isimlerinin de hep bu hataya düştüğünün altını çizen Burcu Güleryüz, " Zayıf insanlarda bile sıkça görünen selülit problemi, düzensiz beslenmede ve kilo almada kendini iyice belli eder ve portakal kabuğu görünümünü alır. Zayıflama işlemleri yaparken vücut ister istemez sarkıyor ve selülit görüntüsü daha da derinleşiyor. Bu nedenle aslında kilo ile savaşırken, selülit ve sarkma ile de savaşmak gerekiyor. Ekranda severek izlediğimiz ünlülerin de o selülitli sarmış görüntüsü genel olarak yalnızca zayıflamaya önem verdiklerinden kaynaklanıyor. Biz Selülit, yüz toparlama, elastikiyet kaybı, gözaltı torbalanması, ödem atımı, sıkılaşma, popo dikleştirme, liposuction sonrası sıkılaşma, doğum sonrası sıkılaşma konularında usta olan ve bütüncül bir işlem sağlayan LPG Alliance'ı öneriyoruz" açıklamasında bulundu.

Selülit Yüzde 99 Azalıyor

Uygulama hakkında detaylı bilgi veren Güleryüz, "LPG Alliance cildi yumuşatmak ve fibrozu azaltmak için yağ dokularını uyarır. Aynı zamanda bu uyarım yağ yakımına ve kan dolaşımı etkinleştirmeye yardımcı olur. LPG Alliance'ta diğer LPG sistemlerinden farklı olarak vakumlamanın yanında, anında etkili incelme ve anti-aging bakımlarında kullanılmak üzere Roll ve Flap sistemlerini de kombine edilir. İşlem sadece 10 seansta 2 beden incelme, selülit görünümünde yüzde 99 azalma ve vücutta sıkılaşma etkisi belirgin bir şekilde görülmektedir. Uygulaması ortalama 35 dakika sürmektedir. Etkili bir sonuç elde edebilmek için, 10 seans uygulanmaktadır. Hastaya bağlı olarak haftada 2-3 seans uygulama yapılmaktadır" dedi.

Selfie çılgınlığı estetiğe olan ilgiyi artırdı!
Hayatımızın her alanına giren sosyal medya, estetiğe olan talebi artırdı ve artırmaya devam ediyor. 

Sosyal medya ağlarındaki fotoğraflarında daha güzel ve çekici görünme isteği kullanıcıların yönünü plastik cerrahlara çevirdi. Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Aydın Gözü, ''Selfie' de güzel çıkmak için estetik yaptıranların sayısında büyük artış var'' dedi.

Okan Üniversitesi Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Aydın Gözü, estetik ile ilgili tüm merak edilenleri cevapladı.

1.Günümüzde estetik cerrahide en çok hangi taleplerle karşılaşıyorsunuz?
Ameliyatlarda burun estetiği ilk sırada geliyor, bunu sırasıyla meme, vücut ve yüz estetiği izliyor. Ameliyatsız uygulamalarda ise yüz gençleştirme ilk sırada, bunu bölgesel zayıflama (soğuk lipoliz) izliyor.

2.Sosyal medyanın ön plana çıktığı bugünlerde, selfie'nin estetik ameliyatları artırması yönünde neler düşünüyorsunuz?
Sosyal medya kullanımı ile birlikte selfie ya da özçekim alışkanlığındaki artış tüm dünyada estetik/plastik cerrahlara olan başvuruları artırmış durumda.

3.2014 yılında Amerikan Yüz Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Akademisi'nin bir araştırması var. Bu araştırmada ankete katılan plastik cerrahların üçte biri, sosyal medyadaki görüntüleri konusunda daha bilinçli olmalarından dolayı hastaların taleplerinde artış gördüklerini kaydetmişler. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Bu konuda yapılan araştırmalar henüz başlangıç aşamasında olsa da bana göre konunun iki farklı yönü var: Shakespeare aynada kendi görüntümüz ve kusurlarımızla yüzleşmemizin bizi, kendimizi abartılı sevmekten koruduğunu belirtir. Bizler aynadaki görüntümüzü, başkalarının da bizi gördüğü ve fotoğraflarda da olduğu gibi gerçek kabul ederiz, oysa bu görüntüde sağ ve sol taraflar, dolayısı ile var olan asimetriler, saçımızın yönü vb. yer değiştirmiştir. Plastik cerrahların yürüttüğü yeni yapılan bir çalışmada hastalar gerçek görüntülerini değil, ayna görüntülerini daha çok tercih etmişlerdir. Son yıllarda selfie görüntülerini tuhaf bulduklarını belirtip küçük ya da büyük kozmetik işlem talep edenlerde artışın bir nedeni bu olsa gerek: kendini alışık olduğu ayna görüntüsünden farklı görmek.

Selfie çeken ve çekmeyen iki farklı grup arasında yapılan bir çalışmada, her iki grup arasında eşit narsistik özellikler saptanmış, ancak, ilk gruptakiler öz çekimlerinde kendilerini başkalarının çektiği fotoğraflara göre daha çekici bulurlarken, diğer gruptakiler iki görüntü arasında tercih yapmadılar. Burada da şunu görüyoruz: sürekli selfie çekenler bu yeni görüntülerine alıştıklarından kendilerini algılayışları da değişmektedir.

Selfie çekenlerin bize başvurmalarının diğer bir nedenini ise kendiliğinden ve sezgisel olarak kendini olumlu yönde daha farklı görme yanılgısı oluşturmakta. Morphing işlemi ile oynanarak çekici olan ve olmayan görüntüleri izlettirilen kişiler gerçek görüntüleri yerine daha çekici olan modifiye görüntülerini gerçek sanmışlardır. Bunu ayna görüntüsünden özçekim görüntüsüne doğru bir hafıza sapması (distortion) ile açıklayabiliriz.

4.Siz bugüne kadar bu tür taleplerle karşılaştınız mı?
Genç hasta grubumuzun çoğu bize bu tür taleplerle başvuruyor.

5.Bu şekilde size gelen en ilginç vaka hangisiydi?
Anneannesi, annesi ve birçok yakınını ameliyat ettiğim genç bir hastam meme estetiği sonrası neredeyse kusursuz fiziği ve yüz güzelliğine rağmen farklı taleplerle (burun ve dudak estetiği) başvurduğunda hafif bir dudak dolgusu dışında önerim olmadı. Kendisi farklı yerlerde istediklerini yaptırdı ve sonrasında pişmanlık duyarak geri döndü. Neyse ki küçük müdahalelerle durum düzeltildi ve kendi ile barıştı.

6.Elinde selfie fotoğrafıyla gelen bir hasta olduğunda ve istekleri fotoğrafı üstünden anlattığında ilk olarak nasıl bir iletişim kuruyorsunuz?
Önce kişinin isteklerinde gerçekçi olup olmadığını anlamaya çalışıyorum. Biz nadir durumlar dışında 18 yaş altında estetik müdahale yapmayız. Bunun nedeni kişinin psikolojik yönden böyle bir değişime hazır olup olmaması ile ilgilidir. Olgun bir birey kendi kararını verebilir. Ancak sosyal medya kullanımındaki artış kişinin gerçek dışı beklentilere girmesine yol açabilmektedir.

7.Estetik müdahale yaptırmak isteyen kişilere vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
Sorularını ve beklentilerini netleştirdikten sonra mutlaka bir Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi uzmanına başvurmalılar.

Yazın estetikte en çok o tercih ediliyor
Estetik ameliyatlar içinde en çok meme büyütme tercih ediliyor. Geçen yıl tüm dünyada 1.5 milyon civarında meme estetiği ameliyatı yapıldı.

Okan Üniversitesi Hastanesi Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Aydın Gözü merak edilenleri yanıtladı.

Meme estetiği için en iyi adaylar kimler?
Memelerinden hoşnutsuz olan kadınların oranı yüzde 70 civarındadır. Yapısal nedenlerle ya da kilo verme, gebelik sonrası gibi sebeplerle meme dokusu yetersiz veya asimetrik olabilir. Daha dolgun, çekici görünmek isteyen erişkimler meme büyütme ameliyatı için uygun adaylardır. İri sarkık memeler ise görünüm ve ağrılığa bağlı yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir. Bu konuda rahatsızlık duyan kadınlara meme küçültme /dikleştirme ameliyatı yapılır.

Erkeklere de yapılıyor mu?
Evet, günümüzde erkekler de meme estetiği talebi artıyor. Üç erkekten birinde görülen, yapısal ya da gelişimsel meme iriliği ameliyatla düzeltilebiliyor.

Meme estetiği sık tercih ediliyor mu?
Evet, tüm estetik ameliyatlar içinde meme büyütme ilk sırada. 2015 yılında dünyada 1.5 milyon civarında meme estetiği ameliyatı yapıldı. Ameliyatın bir önceki yıla göre artış oranı yüzde 10.4'tür.

Meme büyütme ameliyatlarında yenilik var mı?
Meme protezleri modern anlamda ilk kez 1962 yılında uygulandı. O tarihten beri silikon teknolojisi sürekli ilerliyor. Günümüzde 5'inci kuşak protezler kullanılıyor. İlk dönem uygulamalarda sık karşılaşan yırtılma, şekil bozukluğu, kapsül oluşumu gibi sorunlar en aza indi. Protezler çoğunlukla akışkan iç ve katı dış fizyolojik (su) içerenlerde vardır. Farklı firmalar tarafından farklı hacim ve yükseklikte, standart ya da anatomik (damla) şekillerde üretilir.

Protezin kas altına ya da üstüne yerleştirilmesinin önemi var mı?
Kas altına konduğunda daha doğal bir görüntü elde edilir. Ayrıca emzirme ve radyolojik görüntülemelerde sorun yaşanmaz. Protezler meme başı, altı ya da koltuk altından yerleştirilir.

Meme estetiğinde ameliyat dışında seçenek var mı?
Son yıllarda memenin yağ enjeksiyonları ile büyütülmesi gündeme geldi. Kişinin kendi dokusunun kullanılması, daha az cerrahi işlem gerektirmesi nedeniyle avantajlıdır. İstenen sonucu elde etmek için birden çok müdahale gerektirebilmesi, radyolojik görüntülemelerde sorun oluşturabilmesi ise dezavantajlarıdır. Kanser oluşumuna etkisi henüz bilinmiyor. Bazı özel durumlarda (tuberöz meme, emzirme sonrası atrofi vb.) protezlere ek yardımcı bir yöntem olarak ya da kanser meme onarımlarında yaygın olarak kullanılıyor. Fakat şunu özellikle belirtmek isterim: İlaç ya da sıvı enjeksiyonlarla meme büyütmek mümkün değildir, son derece sakıncalıdır.

Memenin büyüklüğünde nasıl karar veriliyor?
Kişinin istekleri, meme derisi-dokusunun özelliklerine, vücut ölçülerine göre karar verilir.

Protezleri değiştirmek gerekir mi?
Günümüzde üretilen protezler güvenlidir, değiştirilmeleri gerekmez. Protezin çevresi kapsül oluşumu gibi nadir durumlarda ise değiştirmek gerekebilir. Kapsül oluştuğunda protezi sıkar, bu durum memede sertleşmeye ve ağrıya neden olur.

Hamilelikte protezleri çıkarmak gerekir mi?
Vücuda yerleştirilen her türlü protezin çevresi, iyileşme döneminde kapsül adı verilen koruyucu bir doku tabakası ile kaplanır. Günümüz protezlerinin sızdırma olasılığı ise oldukça düşüktür. Bu nedenle özellikle, meme altı ya da koltuk altı girişli, kas altı plana yapılan uygulamalarda meme dokusu bütünlüğü korunduğu için süt kanalları etkilenmez.

Ameliyat öncesinde kontrollere gerek var mı?
Meme ameliyatlarından önce mamografi ya da ultrason yapılmasını öneririz.

Kimlere meme küçültme ameliyatı yapılır?
İri ve sarkık memeleri nedeniyle fiziksel ya da psikolojik sorun yaşayanlarda bu ameliyat yaşam kalitesini olumlu etkiler. Duruş bozukluğu bağlı sırt ve bel ağrıları olan, omuzlarındaki sütyen askı izlerinden rahatsızlık duyan, spor ve benzeri aktivitelerde kısıtlılık yaşayan kadınlar bu ameliyattan yarar görürüler. Ameliyat, meme başını besleyen ve duyusunu veren işlevsel yapısal korunarak yapılır. Sonrasında emzirme ve meme başı duyusu etkilenmez. Bu arada erkeklere yapılan küçültme ameliyatında liposuction (yağ aldırma) sık kullanılan bir yöntemdir. Ameliyatsız bir yöntem olan soğuk lipoliz de bu erkeklerin sorununa yardımcı olabilir.

Meme küçültme ameliyatı için yaş sınırı var mıdır?
Tüm estetik ameliyatlarda olduğu gibi 18 yaş üstü erişkinlere yapılır. Ancak bazı özel durumlarda daha erken yaşlarda yapılabilir.

Meme dikleştirme nedir?
Sarkık memelere uygulanan bir ameliyattır. Büyütme ameliyatı ile birlikte yapılabilir. İplerle yapılan ameliyatsız askılama yöntemlerinin kalıcılığı yoktur.

7 Nisan 2019 Pazar

Güzellik ürünlerinizin ömrü uzasın
Güzellik malzemelerini sonuna kadar kullanamadan mı atıyorsunuz? Halbuki basit yöntemlerle makyaj malzemelerinizin ömrünü daha fazla uzatabilirsiniz. 

Mesela; ruju dibine kadar tüketmek, ojeyi son damlasına kadar kullanmak mümkün. İşte yöntemler…

Rimel
Kuruyan rimellerin ömrünü uzatmak için iki yol var: Ya fırçasına birkaç damla ılık su, ya da Hint yağından damlatacak, sonra da fırçayı rimelin içine sokacaksınız. Ancak suya dayanıklı olan rimellere asla su damlatmayın, bu tip rimelleri sadece yağ ile yumuşatabilirsiniz.

Ruj
Rujunuzu doğrudan dudaklarınıza sürerek kalıbına kadar kullandıysanız, artık fırçayla bitirmenizin sırası gelmiştir. Hem, rujunuzu fırçayla sürmek daha iyi sonuç verecektir.

Oje
Sakın ojenizi aklınıza ilk gelen şeyle sulandırmayın. Kuruyan oje şişelerinin içine birkaç damla koruyucu baz damlatarak ojeyi sulandırabilirsiniz. Böylece oje hem sulanmış, hem de güzel bir parlaklık kazanmış oluyor.

Far
Sıkıştırılmış bütün pudra yapısındaki allıkları, farlarınızı ve pudralarınızı dilediğiniz kadar kullanabilirsiniz. Bu türdeki ürünler nem kapmadığı sürece hiç bozulmazlar.

Fondöten
İki fondöten alıp üç fondötene sahip olabilirsiniz. Avucunuzun içine açık ve koyu tondaki iki fondöten koyup karıştırdığınızda orta renkte fondöten elde edersiniz. Yoğun fondötenlerinizi akışkan yapmak da mümkün. Bunun için avucunuzun içine azıcık fondöten alıp birkaç damla losyonla karıştırın.

Kalemler
Kalemler en çok uçları açılırken ziyan edilir. Kırılmaması ve bulaşmaması için kaleminizi önce yarım saat kadar buzdolabında soğutun.

Cildinizi iyi tanıyın, kreminizi seçin
Yanlış kozmetik seçimi ciltte hassasiyet, egzama, akne, renk değişikliği hatta kozmetik tahammülsüzlüğü gibi yan etkilere neden olabilir.

Kozmetik ürünler doğru seçilmezse faydadan çok zarar getirebilir. Yanlış kozmetiklerin olumsuz etkilerinden korunmak için bu ürünleri almadan önce cilt analizi yaptırmakta fayda var.

Medical Park Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Gökhan Okan, günümüzde kadınlar kadar erkeklerin de vazgeçilmezleri arasına giren kozmetik ürünlerde doğru seçimin çok önemli olduğunu vurguladı, yanlış kozmetik seçimiyle ilgili şu uyarılarda bulundu:

"Kozmetik ürünler, kişinin dış görünümünü güzelleştirmek için harici uygulanan ürünler olup, günlük yaşamımızın ayrılmaz parçası durumuna gelmiştir. Başlangıçta sadece kişinin ruh halini düzeltmek amacıyla üretilmiş olsalar da son yıllarda cildimizde oluşabilecek zararları onarmayı ve cildin yaşlanma belirtilerini geciktirmeyi hedefleyen ürünler bulunmaktadır.

KATKI MADDELİ ÜRÜNLER
İçinde çok sayıda hammadde ve katkı maddesi yer alan kozmetikler genel olarak güvenilirdirler. Ancak ürünlere bağlı istenmeyen yan etkiler de olabilir. Etkilerin bir kısmı ürün kullanımından hemen sonra gelişir, bir kısmı da kullanımından uzun süre sonra başlar. Bu sebepten dolayı kişinin geçmişte kullanmış olduğu bir kozmetiğe karşı sonradan reaksiyon gösterebilmesi mümkündür.

İSTENMEYEN YAN ETKİLER
Kozmetiklerden kaynaklanan istenmeyen etkiler; kozmetik tahammülsüzlüğü, ciltte hassasiyet, egzama, akne, deride renk değişikliği, kullanılan bölgede görülen yan etkiler ya da çok nadiren ürünün kana geçmesinden kaynaklanan sistemik yan etkiler şeklinde özetlenebilir.

KOZMETİK TAHAMMÜLSÜZLÜĞÜ
Kozmetik tahammülsüzlüğü; ciltte yanma, batma, sızlama ve gerginlik gibi bulgularla kendini gösterir. Kozmetik ürünün her uygulanmasından sonra şikayetler belirir ve bazen dayanılmaz bir hal alır. Oluşmasında duyu sinirleri hassasiyetinin sorumlu olduğu kabul edilmektedir. Bu yakınmaya sahip kişilerin alkol, vitamin A, alfa hidroksi asit gibi cildi tahriş edici ürün kullanmaması gerekmektedir. Hassas ciltler için hazırlanmış temizleyiciler, nemlendiriciler ve güneş koruyucular bu kişiler için uygun seçeneklerdir.

ŞAMPUAN EGZAMA YAPABİLİR
Egzama; kozmetiklerin neden oldukları bir diğer yan etkidir. Ekzema alerjik ve tahriş ekzeması olmak üzere iki çeşittir. Sabunlar, göz makyaj ürünleri, nemlendiriciler ve şampuanlar tahrişe neden olabilecek kozmetik ürün gruplarıdır. Reaksiyon ürün kullanımından hemen sonra gelişeceği gibi, uzun süre kullanım sonrasında da başlayabilir. Ürünün kullanıldığı bölgede yanma, batma ve kaşıntı gibi bulgular bulunur. Hasta ürünü kullanmaya devam ettiğinde kızarıklık, pullanma ve kepeklenme saptanır. Oluşmasında cildin kuruluğu ve koruyucu tabakanın zarar görmesi ana nedendir. Göz kapağı derisi ince olduğundan tahrişe karşı özellikle çok duyarlıdır.

EGZAMAYA KARŞI YAMA TESTİ
Alerjik egzama, ürünün içeriğinde bulunan herhangi bir maddeye karşı kullanıcının gösterdiği tepkiden kaynaklanır. En sık koku maddeleri, saç boyaları, güneş koruyucular ve katkı maddeleri alerjik egzamaya sebep olur. Ciltte kızarıklık, kaşıntı, sulantı ve su dolu kabarıklık şeklinde kendini gösterir. Alerjiye neden olan maddenin tespitinde patch test (yama testi) yapılır. Test sonucuna göre de alerjik madde saptanarak o maddeyi içeren kozmetiklerin kullanılmaması konusunda kişi bilgilendirilir.

PARFÜM CİLDİNİZİ LEKELENDİRMESİN
Kozmetikler içinde bulunan bazı maddeler güneş gören alanlarda ultraviyole ışınlarıyla kimyasal reaksiyona girerek ciltte tepkiye neden olabilir. Parfümler, bergamot yağı ve tıraş losyonları bu tepkilere neden olabilecek kozmetik gruplarıdır. Ciltte kızarıklık, su toplaması ve renk artışı gibi bulgular gözlenir.

YAĞLI KREM SİVİLCE YAPAR
Sivilce tarzı oluşumlar kozmetik kullanımı sonrası gözlenebilecek bir diğer yan etkidir. Genellikle kapalı komedonlar şeklinde kendini belli ederken bazen iltihabi sivilceler de görülebilir. En sık yağlı yüz kremleri bu etkiye neden olur.

GENİTAL TEMİZLİĞİ ABARTMAYIN
Kozmetik ürünlere bağlı nadiren ciltte renk açılması, renk koyulaşması görülebilir. Kozmetiklere bağlı bölgesel yan etkiler görülebileceği gibi, çok nadiren de olsa, deriden emilip sistemik dolaşıma geçmesinden kaynaklanan yan etkiler de oluşabilir. Örneğin; genital bölge temizleyicilerinin sık ve yoğun miktarda kullanımı özellikle kadınlarda idrar yollarının tahriş olmasına sebep olur.

 KOZMETİK ÜRÜN KULLANIRKEN BUNLARA DİKKAT EDİN!
Cilt tipine göre kozmatik: Öncelikle cilt tipine uygun kozmetik ürün seçilmeli. Kişi cilt analizini bir dermatologa yaptırmalıdır. Yağlı cilde sahip kişiler genellikle cildi kurutucu ve su bazlı ürün seçmesine karşılık, kuru cilt yapısındakiler alkol içermeyen nemlendirici ürünleri tercih etmelidir.

Göz çevresine ayrı krem: Göz çevresine o bölge için hazırlanmış ürün dışındaki kozmetiklerin uygulanmamasına önem verilmeli.

Aynı anda kullanmayın: Çok fazla kozmetik aynı anda uygulanmamalı. 

Kapakları kapatın: Ürünlerin kapakları kapalı tutulmalı, havayla teması engellenmeli. 

Son kullanma tarihine dikkat edin: Ürünlerin son kullanma tarihine dikkat edilmeli. Renk, kıvam, koku değişikliği olan ve son kullanma tarihi geçmiş ürünler kullanılmamalı. 

Etiketi iyi okuyun: Kişi kozmetik ürünün içeriğinde bulunan bir maddeye karşı önceden reaksiyon göstermişse, yeni kozmetik seçiminde o maddenin bulunup bulunmadığına etiket bilgisine bakarak dikkat etmeli. 

Enfeksiyona sürmeyin: Enfeksiyon varlığında kozmetikler o bölgeye uygulanmamalı. 

Makyajla uyumayın: Makyaj çıkartılmadan yatılmamalı. 

Kimseyle ortak kullanmayın: Kozmetiklerin başka biriyle ortak kullanılmamasına önem verilmelidir. 

Yan etki varsa kullanmayın: Kozmetiklerden kaynaklanan herhangi bir istenmeyen etkiyle karşılaşıldığı zaman, hemen o ürünün kullanımı kesilmeli ve dermatoloji uzmanına başvurulmalı.

Çarpık Bacak Korkunuz Olmasın
Artık bacak güzelleştirme estetik cerrahisiyle, son derece pratik ve iyileşme dönemi kısa süren bir müdahale ile bacaklardaki çarpıklık ve yağ dağılımı sorununu çözümlenebiliyor.

Estetik Plastik ve Rekonstrüktüf Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Bülent Cihantimur:" Çarpık bacak ve bacaklardaki yağ dağılımı sorunu, özellikle bayanların istediği kıyafeti giyememelerine ve sürekli bacaklarını kamufle eden kombinler yapmalarına neden oluyor.

Genetik ya da olası sebeplerden oluşabilecek çarpık bacak sorunu, estetik beden proporsiyonuna gölge düşürüyor. Bacaklarındaki orantısızlık sebebiyle sorun yaşayanlar, plaj kıyafetleri, tayt ve ya etek gibi giysileri giyememekten ve özgüven kaybı yaşadıklarından şikâyet ediyorlar. Günlük ve özel yaşantısında kendini çok daha iyi hissetmek isteyen pek çok insan, artık bacak Güzelleştirme estetiği dediğimiz, çarpık bacak düzeltme operasyonuna başvuruyor" ifadesinde bulundu.

Hastanın bilinci açık ve sadece belden aşağısı uyuşturuluyor

Sütun gibi bacak söylemiyle, dilimize bile yerleşen, estetik ve orantılı bacak arzusu, bugün, yarım saat süren pratik bir işlemle hayata geçirilebiliyor. Op. Dr. Bülent Cihantimur, çarpık bacağın bir kader olmadığını ve hastanın bilinci açıkken yağ transferi yaparak kontür düzeltme ve dolgu işlemi yaptıklarını dile getirdi: "Hastanın bölgesel yağlanma sorunu yaşadığı alandan alınan yağları, kök hücreden zenginleştirildikten sonra bacaklara enjekte ediyoruz. Kemikteki mevcut eğriliğe dokunmadan sadece yağ enjeksiyonuyla sorunlu kontürü düzeltip, gerekirse, alt üst bacak arasında oranlama yaparak işlemi tamamlıyoruz. Hastanın bilinci açık ve sadece belden aşağısı uyuşturuluyor.

Teknik, çarpık bacak düzeltme operasyonu olarak geçse de, bacağında herhangi bir çarpıklık olmamasına karşın, yer yer çöküklük ve üst alt bacak arasında orantısızlık olan hastalarımıza da bu tekniği uygulayabiliyoruz".

En etkili ve en konforlu teknik

Kemik yapısındaki eğriliğin düzeltilmesinin son derece sıkıntılı ve hastayı zorlayıcı bir yöntem olduğunu söyleyen Dr. Cihantimur, "Bu teknikle en etkili ve hastaya iyileşme sürecinde en konforlu süreci yaşatabiliyoruz. Hastanın kök hücreden zenginleştirilmiş kendi yağının, çarpık bacak düzeltme operasyonunda kullanılmasının pek çok avantajı bulunuyor. Hastalar bu teknikle hem bölgesel yağlanma sorunundan kurtuluyorlar, hem de sentetik yapay dolgu malzemeleri kullanmadan, kendi yağlarını kullanıyor olmanın avantajını yaşıyorlar.

Mikro girişlerle çekilen yağ, bacaklara yine mikro girişlerle transfer ediliyor ve herhangi bir kesi yapılmadan ve iz bırakmadan uygulanıyor. Çarpık bacak ameliyatlarındaki gibi risklerin olmadığı ve tek seferde sonuca ulaştıran bu teknik sayesinde, çarpık bacaklar kader olmaktan çıkıyor" ifadesinde bulundu.

Yaşlanmayı geciktirmek mümkün mü?
Tek bir ürünle, gözaltı, yüz ve boyun bölgesindeki form kayıplarını toparlayan Örümcek Ağı kremi, yaşlanma karşıtı ödüllü aktif ajanları formülasyonunda barındırıyor

Doctor B Aktif Kozmetikleri serisinin ilk ürünü olan Örümcek Ağı kremini geliştiren Op. Dr. Bülent Cihantimur, yaşlanma karşıtı, anti aging kremin tek bir ürünle pek çok fayda sağladığını, gözaltı dahil, yüz ve boyun bölgesine dahi sürülebildiğini açıkladı: "İnsanlar artık cildinin kıymetini çok iyi biliyor. Fakat milyonlarca ürün var ve hemen hemen hepsi pratik bir uygulama şansı vermiyor. Örümcek Ağı kremini geliştirirken kullandığımız ödüllü aktif ajanlar tüm cilt yaşlanma sürecini destekleyen, etkisi kanıtlanmış özelliklerini tek bir kremde topluyor. Bu haliyle yüzünüze, boynunuza ve hatta gözaltlarınıza dahi akıllı Örümcek Ağı kremini kullanabilirsiniz."

Cilt yaşlanma belirtileri nelerdir?

Cildin nasıl yaşlandığını ve nasıl belirtiler gösterdiğini anlatan Op. Dr. Bülent Cihantimur:" Ciltteki ilk yaşlanma belirtileri sertleşmeler, kuru bölgeler, daha kalın gözüken bir cilt tabakası şeklinde belirir. Renk değişimleri yaşanır. Özellikle göz çevresinde ince çizgilere rastlarsınız. Dudak üstünde barkod çizgileri dediğimiz ve yanaklarda oluklar oluşur. Yüzün devamı niteliğindeki boyun bölgesinde de yine katlanma çizgileri yer eder. Hatta yanak ve burun kanatlarında ince kılcal damarların belirginleştiği de gözlemlenir. Tüm bu belirtiler yaşlanma izleridir ve ne yazık ki 25 yaşından sonra gün be gün hızlı bir şekilde yol alır" ifadesinde bulundu.

Yaşlanmayı geciktirmek mümkün

"Az evvel saydığım tüm belirtiler kolajen, elastin ve fibroplast hücrelerinin eskisi gibi aktif olmamasından kaynaklanır. Kolajen kalınlaşır ve kırılma eğilimi içerisine girer ve günden güne sayısı azalır. Ve elbette lifler sıkılığını kaybedip, cildin sarkmasına neden olur. Ayrıca bunun gibi pek çok yaşa bağlı gerileme yaşanır. Bu süreç içerisinde cildinize yardımcı bir kuvvet göndermek isterseniz, Örümcek Ağı kremini rahatlıkla kullanabilirsiniz. Cildinizin kalitesini korursanız, yaşlanma belirtilerinin önüne geçersiniz. Doğru kaliteli bir krem, sağlıklı yaşam tarzı, bol su tüketimi ve egzersiz tüm bu süreci başarıyla geçirmenizi sağlar" açıklamasında bulunan Cihantimur, bu haliyle cilde hem koruma hem de yaşlanmayı geciktirme yapılabileceğini vurguladı.

19 Aralık 2018 Çarşamba

Karda kışta cildinizi korumanın 12 yolu
Soğuk kış günleri genel sağlığımızın yanı sıra cildimizi de olumsuz yönde etkileyebiliyor. 

Özellikle el-ayak ile yüz derisinde gelişen şiddetli ve rahatsız edici kuruluk, kış aylarının cildimizde en sık yol açtığı sorunu oluşturuyor. Üstelik kuruluk ileri aşamaya ulaştığında cildin nem, yağ ve proteinini kaybetmesi sonucu kepeklenme, çatlama, kızarıklık, kaşıntı, hatta egzama gibi çok daha can sıkıcı sorunlar gelişebiliyor.

Kış aylarında cilt kuruluğunun en önemli nedeni ise soğuk havada ciltten fark edilemeyen su kaybının aşırı artması. Bunun yanı sıra rüzgâr, ev içindeki sıcak ve kuru hava, cildi kurutan giysiler, uzun sıcak banyolar, hamam ve saunalar, kese-lif ve cildi kurutucu hijyen ürünlerinin kullanımı da ciltte kuruluğu artırabiliyor. İşte bu noktada hemen herkesin aklına şu soru takılıyor? Peki cildimizi kış aylarında bu olumsuz etkilerden nasıl koruyabiliriz?

Acıbadem Maslak Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Emel Öztürk Durmaz soğuk kış aylarında sağlıklı ve ışıl ışıl bir cilde sahip olmanın yollarını anlattı, önemli önerilerde bulundu.

Cildiniz henüz kurumadan nemlendirici sürün
Su içmek ve sıvı almak genel sağlığımız için yararlı olsa da cilt kuruluğunu önlemede yeterli gelmiyor maalesef. Nemi cilde hapsetmenin en etkili yolu ise bölgeye uygun bir nemlendiriciyi cilde düzenli olarak uygulamak. Tercihen her akşam cildinize nemlendirici sürmeyi ihmal etmeyin. Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Emel Öztürk Durmaz kış aylarında kullanacağınız nemlendiricilerin yaz aylarında kullandıklarınıza nazaran daha yağ bazlı (merhem yapısında) olmasında fayda olduğunu belirterek şu bilgileri veriyor: "Böylelikle nemlendirici cilt yüzeyinde koruyucu bir tabaka oluşturabiliyor ve nem kaybını engelleyebiliyor. Ayrıca nemlendirici ürünlerde önemli olan marka ve ürün fiyatı değil, nemlendiricinin cildin ihtiyacını karşılayabilmesi, düzenli kullanılması ve cilt henüz kurumadan önce nemliyken uygulanması. Çünkü sanılanın aksine kuru cilde nemlendirici uygulamak çok da faydalı olmuyor.

Oda ısısı 20-26 derece arasında olsun
Evin içindeki nem oranını yüzde 30-50 civarında tutun. Oda ısısını da 20-26 derece arasında sabitleyin. Evinizde nemli ortam yaratmak üzere evde hava nemlendiren bir cihaz kullanabilir veya kalorifer üzerine su dolu kap yerleştirebilirsiniz. Şömine, soba veya kalorifer gibi ısı kaynaklarının önünde terleyecek kadar uzun süre oturmamaya da özen gösterin, çünkü terlemek de sıcak suyla yıkanmak gibi deriyi kurutan bir faktör.

Yarım saat önce güneş koruyucu uygulayın
Güneşli veya karlı günlerde ve kayak aktiviteleri sırasında dışarı çıkmadan yarım saat önce yüzünüze en az 30 koruma faktörlü güneşten koruyucu krem sürmeli ve gerektikçe bu işlemi tekrarlamalısınız. Soğuk ve rüzgârlı havalarda yüzünüzü, polar bir kaşkol ile korumayı da unutmayın.

Duş süresini 5-10 dakikayla sınırlandırın
Haftada en fazla 3 kez ve ılık suyla duş (36.5-40.5 0C) almaya özen gösterin. Her gün yıkanmak, sıcak suyla yıkanmak veya yıkanma süresini uzun süre tutmak deriyi kurutan yanlış uygulamalar. Bu nedenle duş süresini 5-10 dakikayla sınırlandırın.

Kese ve lif yapmayın
Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Emel Öztürk Durmaz kurutucu yan etkileri nedeniyle kese-lif işlemlerinden ve vücut jellerinden uzak durmaya özen göstermeniz gerektiğini belirterek, "Vücut jeli yerine nemlendirici özelliği yüksek olan, hassas ciltlere yönelik bir krem temizleyici tercih etmeli ve cildinize çıplak elle sürmelisiniz" diyor.

Pamuklu ya da pazen giysileri tercih edin
Kış aylarında naylon, sentetik, polyester veya yünlü giysiler yerine cildin kurumasını ve kaşınmasını önleyen pamuklu ya da pazen giysiler kullanın. Aynı nedenden dolayı dar giysiler yerine bol giysiler tercih etmenizde de yarar var.

Soğuk havalarda maske ve peeling yapmayın
Tıbben gerekli haller dışında, özellikle kuru cildi sahipseniz, soğuk havalarda cildi yıpratan ve kurutan uygulamalardan (maske, peeling, alkol-bazlı tonik, jel yapısında kozmetikler, temizleyici mendil vs.) uzak durmanızda fayda var. Bu tür uygulamalar cilde beklenen yarar yerine beklenmedik zarar getirebiliyor.

Yüzünüzü günde iki kez yıkamanız yeterli
Yüzünüzü cilt temizleyicisiyle günde 2 kez nazikçe yıkayın ve nemlendiriciyi cildiniz henüz nemliyken sürün. Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Emel Öztürk Durmaz yüzünüzü banyo dâhil günde 2 kez temizlemenizin yeterli olacağına dikkat çekerek, "Nemlendiriciyi düzenli uygulamanız ve yaz aylarında kullandığınız yüz nemlendiricilerine nazaran biraz daha yağlı olması önem taşıyor" diyor.

Gece yatarken pamuklu eldiven giyin
El ve ayak derisi yağ bezlerinden fakir oldukları için kış aylarında kuruluğun en sık görüldüğü deri bölgelerini oluşturuyorlar. Ellerinizi temizlerken sıvı sabun kullanmayın. El yıkama sırasında kalıp sabun kullanmalı ve el yıkama sıklığını günde 5-6'ya indirmelisiniz. Deterjan, çamaşır suyu, tuz ruhu, kolonya, ıslak mendil ve antiseptik solüsyonlar gibi deriye zarar veren maddelerle temastan da kaçının. Nemlendiricileri her el yıkama sonrasında ve gün içinde ihtiyaç hissettikçe sürmeye özen gösterin. Gece yatarken ellerinize nemlendirici sürüp pamuklu eldiven giyerseniz nemi deride hapseder ve yumuşacık ellere kavuşursunuz.

Eldiven giymeden önce nemlendirici sürün
Elleriniz eldiven içinde terleyecek kadar uzun kalmamalı ve eldivenle günde 2 saatin altında iş yapmalısınız. Her 15-20 dakikada bir ellerinizi eldivenden çıkarmalı, nemlendirici sürmeli, 5 dakika havalandırılmalı ve sonra yine eldivenle işinize devam etmelisiniz. Soğuk havalarda evden çıkmadan önce bir kat nemlendirici üzerine yün olmayan, polar, anorak, deri veya süet eldiven giymeyi de unutmayın.

Ayağınıza ponza taşı uygulayın
Ayak derisindeki kalınlaşma ve nasırlaşmaları haftada bir, ölü deriyi uzaklaştıran törpü ile ponza taşı gibi yöntemlerle giderin. Her banyo sonrası ayağınıza nemlendirici uygulayın. Gece yatarken de ayaklarınıza nemlendirici sürüp pamuklu çorap giyebilirsiniz.

Dudaklarınıza koruyucu merhem sürün
Kış aylarında en çok kuruluk hissedilecek deri bölgelerinden biri de dudaklar. Dudak yalama davranışından kaçının ve günde birkaç kez koruyucu bir dudak merhemi uygulayın. Bu uygulama dudaklarınızı şiddetli çatlama, egzama ve ikincil enfeksiyonlardan koruyacaktır.

Saç dökülmesine karşı 3 yöntem
Mevsim geçişleri, çağımızın önemli problemi olan stres ve dengesiz beslenme ile bazı hatalı alışkanlıklarımız saçlarımızın tel tel dökülmesine en sık yol açan etkenler. Güzel haber ise altta önemli bir sağlık problemi yatmıyorsa, ışıl ışıl ve gür saçlara yeniden kavuşmamız mümkün. Üstelik bizi zorlamayacak yöntemlerle!

Yıkarken, tararken ya da kendiliğinden, dinlenme fazındaki 50-100 adet saçın bir günde dökülmesi olağan kabul ediliyor. Ancak günlük dökülen miktar 100 telin üzerindeyse, saçlarınızda belirgin azalma hissediyorsanız, saç telleriniz giderek inceliyorsa, çevrenizden saçınızın azaldığına dair uyarılar alıyorsanız, doktora başvurmayı ihmal etmemeniz gerekiyor. Dökülen miktar 100 telin altında bile olsa dökülen saçların kökünde beyaz ünlem işareti şeklindeki kılıf yoksa, kök olması gereken yerde saç kırılmış veya kopmuş gibi görünüyorsa, yine bir doktordan yardım almayı ihmal etmeyin. Çünkü saç dökülmesinin ardında demir eksikliğinden romatizmaya, tiroit hastalıklarından çinko ve biyotin eksikliğine kadar birçok sağlık sorunu yatabiliyor.

Hekime geç başvurulduğunda hem altta yatan etken hastalık ise sorun daha da büyüyebiliyor, hem de saç dökülmesi kalıcı hale gelebiliyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Yeşim Tekin bu sevimsiz tablonun nedeni ciddi bir hastalık değilse saç dökülmesinin durdurulabildiğini, hatta bazen saçların hiç dökülmemiş kadar sağlıklı ve gür olabileceğini belirterek, önemli önerilerde bulundu.

BU ALIŞKANLIKLARINIZA DİKKAT EDİN
Sıkça yaptığımız hatalar saç dökülmesinde önemli rol oynuyor. Bu nedenle sağlıklı ve gür saçlar için alışkanlıklarımıza dikkat etmemiz şart.

• Her gün değil, gün aşırı yıkayın
Saçlarınızı her gün ve fazla sıcak suyla yıkamaktan kaçının. Günaşırı ılık ve fazla basınçlı olmayan suyla, saç tipinize uygun bir şampuanla yıkayın. Her yıkamada 2 kezden fazla şampuan ya da sabun kullanmayın. Şampuanlama sırasında saç derisine hafifçe masaj uygulayın.

• Sık sık şekillendirmeyin
Haftada birden fazla fön çektirmeyin ya da düzleştirici /maşayla şekillendirmeyin. Saç boyası, perma gibi yöntemlerden de olabildiğince kaçının.

• Seyrek dişli tarakları tercih edin
Saçlarınızı günlük tarayın, bunu yaparken seyrek dişli tarak ya da doğal kıllar içeren fırçaları tercih edin.

BU BESİNLERİ TÜKETİN
Gür saçlar için içten bakım yapmak çok önemli. Bunun da yolu sağlıklı ve yeterli beslenmeden geçiyor.

• Protein ihtiyacınızı bu besinlerle karşılayın
Saç köklerini besleyen ve saçın büyümesini sağlayan protein ihtiyacınızı fasulye, mercimek, yumurta, yağsız yoğurt ve peynirden sağlamaya çalışın.

• Çinko için 6 yemek kaşığı baklagil tüketin
Çinko saç diplerini uyarmak ve o bölgede yer alan hücrelerin metabolizmalarını düzenlemek gibi önemli bir işleve sahip. Dermatoloji Uzmanı Dr. Yeşim Tekin, günlük 1 porsiyon ( 6 yemek kaşığı susuz) baklagil, 150 gr kırmızı et/ balık veya 1 avuç badem/yer fıstığının saçlarınız için gerekli çinko miktarını karşılamaya yeterli geleceğini belirtiyor.

• Tavukla biyotin ihtiyacınızı giderin
Sağlıklı saçlar için gerekli bir başka vitamin ise Biyotin (H vitamini, B7). Biyotin ihtiyacınızı karşılamak için haftada bir kez karaciğer, böbrek, midye, ıstakoz, alabalık, haftada 2-3 kez tavuk göğsü, yumurta sarısı, baklagil, karnabahar veya patates tüketin.

• Her gün 2 kase yoğurt çok önemli
Her gün 2 dilim peynir veya 2 bardak süt ya da 2 kase yoğurt tüketmeyi ihmal etmeyin. Örneğin düzenli olarak tüketeceğiniz orta boy 2 kase yoğurt saçlarınız için önemli bir protein ve kalsiyum kaynağı olacaktır.

• A vitamini için yeşil yapraklı sebzeleri unutmayın
Sağlıklı saçlar için gerekli olan A vitaminini yeşil yapraklı sebze ve taze fasulyeden karşılayabilirsiniz.

• Bir avuç ceviz, fındık veya badem
Saçların doğal döngüsünü korumak için E vitamini ve esansiyel yağ asitlerinden zengin ceviz, fındık veya bademden her gün bir avuç tüketmenizde fayda var.

• 1 adet havuç ile saç köklerinizi koruyun
Günlük tüketeceğiniz bir adet havuç saç köklerini ve saç derisini koruyor, saçın uzamasını, parlaklığını ve dayanıklılığını sağlıyor.

• 1 kahve kaşığı iç kabak çekirdeği
Günlük 1 kahve fincanı kadar iç kabak çekirdeği tüketmeniz sağlıklı saçlar için gerekli fitoöstrojen miktarını karşılıyor.

BU UYGULAMALARDAN FAYDALANIN
Dermatoloji Uzmanı Dr. Yeşim Tekin saç dökülmesine karşı uygulanan yöntemleri şöyle anlattı:

• Vitamin, serum, şampuan:Kişinin öyküsü, muayenesi ve tetkik sonuçları birleştirilerek ihtiyacına göre oral vitaminler, uygun serumlar ve şampuanlar öneriliyor.

• Mezoterapi: Uzmanlar tarafından uygulanan mezoterapi yöntemi, sonuçları açısından altın standart niteliğinde oluyor. Mezoterapide hazır kokteyller ya da doktorunuzun kendi hazırladığı karışımlar steril koşullarda soğutucu spreyler desteği ve çok ince iğneler yardımıyla cildinizin orta tabakasına enjekte ediliyor. Bu yöntem sayesinde saç köklerindeki yavaşlamış kan akımı hızlandırılırken saçın ihtiyacı olan vitamin, mineral ve aminoasitler doğrudan saça en yakın damarlara ulaştırılmış oluyor. İki hafta aralıklarla 6-8 seans uygulanacak olanbu işlem için yaklaşık 15-20 dakikanızı ayırmanız yeterli oluyor.

• PRP: Yine uzmanlar tarafından uygulanması gereken PRP (PlateletRichPlasma- Trombositten zengin serum )de saç dökülmesinin tedavisinde altın standart olarak görülen bir başka yöntem. Kişinin kendi kanından özel yöntemlerle ayrıştırılan plazmanın içerdiği trombosit ve büyüme faktörlerinin saç derisine uygulanması yöntemine PRP deniliyor. Tıpkı mezoterapide olduğu gibi uzmanlar tarafından steril koşullarda uygulanması gerekiyor. 2 haftada bir 6-8 seans yeterli geliyor.

• Saç ekimi: Uygulanan tüm tedavilerin yetersiz kaldığı ya da geç kalınmış durumlarda, özellikle erkek hastalarda saç ekimi bir diğer seçeneği oluşturuyor.

Varis oluşumuna yol açan 10 neden!
Toplumda, yetişkin nüfusun büyük bir kısmını etkileyen varis, özellikle hareketsiz ve sürekli oturarak ya da ayakta çalışanlarla, kadınlarda daha çok görülüyor. Günde 4 saatten fazla ayakta kalanlarda varis oluşma riski neredeyse 3 kat artıyor. 

Memorial Antalya Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü'nden Op. Dr. Mehdi Zengin, varis ve tedavisi hakkında bilgi verdi.

Hareketsizlik kan akışını olumsuz etkiler

Ayaklardaki çizgi ya da top şeklindeki mor ve mavi kıvrımlı damarların görünür hale gelmesi, estetik kaygısı olan herkesi rahatsız etmektedir. Toplardamarların genişleyip kanla dolması ve içindeki kanı kalbe geri taşımakta zorlanması bir dolaşım bozukluğu göstergesi de olabilir. Yürümeye başlandığında bacak adalelerinin kasılması ile toplardamarlardaki kan kalbe doğru aşağıdan yukarı pompalanır. Eğer yürümek yerine oturmak veya ayakta hareketsiz durmak tercih edilirse, ayak kaslarının yaptığı pompalama etkisi azalır ya da ortadan kalkar. Ayrıca toplardamarların içindeki kapak yapılarının bozulması da kanın göllenmesini kolaylaştıran bir faktör haline gelir.

Yaşla varis gelişimi doğru orantılı

Yaşlandıkça varis oluşması normaldir. Ayrıca genetik eğilimin etkili bir faktör olduğu düşünülmektedir. Kadınlarda erkeklerden daha sık görülmesi hormonal faktörler ve hamilelik gibi süreçlerle ilişkilendirilmektedir. Mesleği gereği uzun süre ayakta durmak zorunda olanlarda varis problemiyle daha sık karşılaşılır.

Varise yol açan faktörler:

  • İleri yaş
  • Genetik faktörler
  • Kadın cinsiyet
  • Hamilelik
  • Aşırı kilo
  • Doğum kontrol hapı kullanımı ve hormon tedavisi alımı
  • Yaz dönemi ve sıcaklar
  • Bacak adalelerinin zayıflaması,
  • Yüksek topuklu ayakkabılar
  • Kronik kabızlık


Ağrı ve bacaklarda şişme görülür

Doğru bir değerlendirme için doppler ultrasonografi yönteminden faydalanılır. Varis sorunu olanların doğru bir değerlendirme için kalp ve damar cerrahisi uzmanına başvurmaları gerekir. Varis tedavisinde amaç, hastanın yaşam kalitesini artırmaktır. Hastalık genellikle iyi huylu seyreder ve ameliyat gerektirmez. Ancak; ağrı, bacaklarda şişme, estetik görünüm gibi şikayetler nedeniyle ameliyat gerektiği durumlarda, cerrahiye alternatif önemli bir tedavi yöntemi uygulanmaktadır.

Isı ile varis ortadan kaldırılıyor

Toplardamar içine uygulanan laser yöntemine, "Endovenöz laser" adı verilmektedir. Endovenöz laser girişimsel olarak laserle varisi ortadan kaldırmaktadır. Varis tedavisinde laser, derinin üzerinden kılcal damar varislerini ısı ile ortadan kaldırma ve büyük varislerin kaynağı olan safen damarının yetmezliğinde, doğrudan damarın içine kateter ile uygulanmaktadır.

Varisten korunmak için bu önerilere dikkat edin;

1. Varis sorununu önlemek ya da hafifletmek istiyorsanız bol bol yürüyün.

2. Ayakta hareketsiz kalmayın.

3. Dar çoraplar ve iç çamaşırları kullanmayın.

4. Fırsat buldukça ayaklarınızı uzatın.

5. Yatarken ayaklarınızın altına yükselti sağlayacak yastık gibi destekler koyun.

6. Uzun süre oturmayın ya da hareketsizlik durumunda ayaklarınıza pompa etkisi sağlayacak egzersizler yaptırın.

5 Aralık 2018 Çarşamba

Hava değişimi önce cildi etkiler!
En büyük organımız olan cildin, ani ısı değişiklikleri ve rüzgar gibi hava koşullarından olumsuz etkilenmesi pek çok sorunu beraberinde getiriyor.


Sonbahar ayları saç dökülmesinden, sedefe, ayak mantarlarından aft ve uçuklara kadar birçok hastalığın arttığı dönem oluyor

Cildin, sıvı ve ısı dengesini sağlamak, salgı yapmak, vücudun duygusal, immünolojik işlevlerini yürütmek gibi görevleri var. Ayrıca bizi dış çevrenin potansiyel zararlarından koruyarak bariyer oluşturup yaşamsal rol oynuyor. Çevredeki değişikliklerden  doğrudan etkilenen cildin bu sorunlarını, dermatoloji   uzmanı Dr. Erçin Özüntürk anlattı.

Saç dökülmesi: Sonbaharda, bazılarımız yoğun, bazılarımızsa fark edemeyeceğimiz kadar hafif şekilde deri değişimi geçiririz. Bu deri değişimi, hava ısısının düşmesi, ısıtma sistemlerinin ortam nemini azaltması, günlük yorucu ve tekdüze hayata dönüş,    düzensiz beslenme, şehrin kargaşası, rüzgar gibi etkenlerle de birleşince, saç dökülmesi kaçınılmaz hale gelir. Aşırı dökülmenin önüne geçmekte doğru şampuan seçiminin önemi büyük.

Ayrıca saçlı deri mezoterapisi ve ETG denilen tedavi yöntemleri dökülmeyi önemli oranda durdurarak, yeni saçların oluşumuna yardımcı olur. ETG cihazı ergonomik olarak tasarlanan bir koltuk ve üzerinde elektrotlar bulunan yarı küresel bir başlıktan oluşur. Enerji, başlığın içinde oluşan düşük seviyeli elektrik alanıyla    pasif olarak kafa derisine iletilir. Bu elektrik alanı, küçük doku penetrasyonuyla  kafa derisini uyarmak amacıyla kullanılan düşük frekanslı ve düşük yoğunluklu minik vuruş darbeleriyle oluşturulur. Sonuçta kan akışı hızlanır, oksijen geçişleri artar   ve saçlardaki dökülme durdurulur.

Sedef: Yaz ayları bittiğinde kendini göstermeye başlayan bir diğer hastalık da sedefdir. Hastalığın bulunduğu deri bölgesi kızarır. Üzerinde kalın gümüş renkli kabuklanmalar oluşur. Saçlı deri, diz, dirsek ve sırtın alt kısmı sıklıkla tutulan bölgelerdir. Bazı vakalar     kişinin hastalığının farkında olmayacak kadar hafif seyirlidir. Diğer taraftan vücudun büyük bir kısmını tutacak şekilde şiddetli seyredebilir. Bulaşıcı değildir. Sonbaharda alevlenmesinin sebebi, derinin kuruması ve güneş ışığının azalmasıdır. Sedef hastalığı,  güneşle azalan bir rahatsızlıktır.

Ayak mantarları: Rahat, havadar ayakkabılardan, sıkı ve havasız ayakkabılara geçişle birlikte, ne yazık ki mantarlar çoğalabilir. Genellikle parmak aralarında oluşan rahatsızlık, nadiren ağrılı, çoğunlukla  kaşıntılıdır. Ayak parmaklarının arasında koku ve beyaz döküntülerle kendini gösterir. Yalın ayak dolaşılan yerlerden kaçınmalı ve bu hastalığa yakalananlarla aynı eşyalar kullanmamalı.

Aft ve uçuklar: Aft, ağız içinde sıklıkla yanak ve dudak mukozasında, dil üzerinde, yumuşak damakta, diş etinde görülür. Uçuksa çıkmadan önce kendini belli eder. (0-24 saat önceden) Karıncalanma, kaşınma, yanma, sızlama hissedilir.  Bunu, o bölgenin kızarması, şişmesi   ve daha sonra da içi sıvı dolu kabarcıkların ortaya çıkışı izler.

Cilt lekeleri: Tatil sezonunun sona ermesiyle birlikte güneşin vücudumuzda oluşturduğu hasarları tespit etmek için,    kişilerin tatil dönüşü vücutlarını muayene etmeleri önemlidir.

Özellikle en fazla güneş gören yüz, göğüs, omuz başları, sırt ve eller incelenmelidir. Herhangi bir renk farkı veya çillenme varsa, bir dermatologla görüşülmesi lekenin kalıcı hale gelmeden yok edilmesinde büyük rol oynar.

Deri döküntüleri
En yaygın döküntüler, tıp dilinde ‘makül’ diye adlandırılan kırmızı lekeler ya da alanlardır. Sınırlı alanda derinin rengindeki herhangi anormal değişme, ‘maküler döküntü’ olarak nitelendirilir. Kırmızılığın kendisineyse ‘eritem’ adı verilir. Bazen, kızamığın başlangıç evresinde olduğu gibi, döküntüler, birbirinden ayrı yüzlerce küçük lekeden oluşur. Döküntülerin bir başka yaygın biçimi, kabarık lekelerden oluşur. Parmak, deri üzerinde dolaştırıldığında kolayca hissedilir. Bu küçük sivilceler ‘papül’ olarak bilinirler ve döküntülerine ‘papüler   döküntü’ denir.

AYŞEGÜL AYDOĞAN ATAKAN

Bir ayda selülite veda edin


Bir ayda selülite veda edin
Kalça ve bacak üstü yağlarını eritmek zordur. Ne kadar diyet yapsanız da bacaklarınızın incelmesini sağlayamazsınız ya da selülitlerinizden bir türlü kurtulamazsınız...

Bu örnek diyetlerinden birini en az 1 ay uygularsanız, diğer diyetlerle arasındaki farkı görebilirsiniz... 

'Anti-selülit diyetlerini' yaparken şunları aklınızdan çıkartmayın: Mutlaka günde iki litre su için. Sıvı ihtiyacınızı ağırlıklı olarak sudan karşılayın. Ancak kahve, çay, kola gibi selülit yapan içeceklerden uzak durun. Mideniz diyete uyum sağlayana kadar, açlığınızı öğün aralarında salatalık, domates, karpuz gibi kalori değeri düşük yiyeceklerle giderin.

Sağlıklı beslenmek ve zayıflarken selülitleri azaltmak için:

1- Bol su için; günde 2,5- 3 litre... Su vücutta yağ yıkımını hızlandırıp lenf dolaşımını düzene sokarak, zayıflarken oluşmuş selülitlerin azalması için çok önemlidir.

2- Sağlıklı beslenmenizde ve diyet programınızda selülitlerden korunmak ve azalması için bol limonlu salata tüketiniz.

3- Selülitleri azaltıcı etkisi olan C vitamini tüketin.

4- Meyveler de C vitamininden zengin olduğundan beslenme ve diyet programınızda yer almalıdır. Özellikle limon, kivi, portakal, şeftali... Biber ve maydanoz da salatalarınıza bolca koyabilirsiniz.

4- Kilo verirken ve selülitleri azaltırken proteini de ihmal etmemek gerekir. Hayvansal kaynaklı besinler et, tavuk, balık kaliteli protein içermeleri açısından metabolizmanın hızlı çalışmasında ve zayıflarken kas kaybını önlemede önemlidir. Bu önemin yanında zayıflarken selülitlerin de azalması için et grubunu dengeli ve bilinçli tüketmeniz gerekir. Bunun için haftada 2 defa kırmızı et, haftada 2 defa tavuk haftada en az 3 defa balık tüketmelisiniz.

Anti - Selülit Diyeti (1)
Kahvaltı: 1 tam yumurta, yarım su bardağı yulaf ezmesi, 1.5 yemek kaşığı keten tohumu, 2 kaşık kuru üzüm, 1 su bardağı yağsız süt, kahve
Kuşluk: 1 su bardağı yağsız süt 
Öğle: Soğan, zencefil, kereviz, yeşil biber, brokoli, mantar ile hazırlanmış tavuk sote, 3 kaşık esmer pirinç pilavı, 1 portakal, yeşil çay
İkindi: 1 su bardağı sebze suyu, kavrulmuş soya fasulyesi 
Akşam: Balık ızgara, brokoli, soğan, sarımsak, domates, limon suyu ve baharatlarla hazırlanmış sebze kavurma, ananas suyu 
Yatmadan: 1 bardak kakaolu süt

Anti - Selülit Diyeti (2)
Kahvaltı: 1 dilim kepekli tost ekmeğinin üzerine yağsız krem peynir sürün. Üstünü salatalıkla süsleyin. Yanında şekersiz çay içebilirsiniz. 
Kuşluk: Bir avuç kuru meyve 
Öğle: Bir tabak yağsız makarna, bir tabak mantar yemeği 
Akşam: Salata. Yanında iki dilim kepekli ekmek.

Anti - Selülit Diyeti (3)
Kahvaltı: 2 dilim kepekli tost ekmeği, yağsız beyaz peynir, domates. 
Kuşluk: Bir avuç kuru meyve 
Öğle: Ispanaklı omlet, bir dilim kepek ekmek 
İkindi: Muzlu süt 
Akşam: Ton balıklı salata, bir dilim kepekli ekmek